28 Temmuz 2021 Çarşamba

Goldratt's Research Lab / Hannah's Shop / perakendede stok yönetimi simulasyonu

Bu bağlantıdan simulatöre ulaşabilirsiniz, farklı planları var, bu modülde perakende stok yönetimi için min-max kuralı, Ekonomik Sipariş Miktarı (EOQ) kuralı ve DDMRP (Demand Driven Material Requirements Planning) senaryolarını eşit şartlarda karşılaştırıyor. 

Size bir mağaza veriliyor ve tabii ki bir iş hedefiniz var: Genel gideri artırmadan satışları %5 artırmak! Mağazada sergileyeceğiniz 10 adet ürünü 4 kategoriden (farklı satış hızı, mevsimlik hareket, değişkenlik içeren) seçiyorsunuz. 
Böylece farklı ürünleri, teşhir alanı kısıtını tecrübe edeceksiniz. Simulatörü tanıyabilmek için düşük varyasyonlu, sabit talepli, mevsimlik dalgalanması olmayan, tedarik sıkıntısı yaşanmayan neredeyse ideal ürünleri seçiyorum. Mükemmel dünyamda tedarik süresi sabit, hiç bir değişkenlik yok (3 günse, 3.günde tam adedinde ve hepsi birinci kalite ürün geliyor). Kapasite sorunu yok, tedarikçimden ne kadar istersem o kadar ürün söz verilen sürede sorunsuz teslim ediliyor.  Talep sabit (haftada 3 adetse her hafta şaşmadan tam 3 adet satılıyor).

Gerçek dünyayı seçseydim düşük varyasyonla tedarik süresinde ve talep miktarında değişkenlik olacaktı.

İlk sütunda bütçeleneni görüyorsunuz, ikinci sütunda min-max kuralına göre sonuçları, üçüncüde EOQ ya göre sonuçları ve dördüncüde DDMRP sonuçlarını bulacaksınız. ROI (Return On Investment) karşılaştırmasında DDMRP (Kısıtlar Teorisinin Amerikan versiyonu) lider!! Finanasal karşılaştırmada kaçan satışlara rağmen DDMRP yine lider!!

Stok değerlendirmesinde tampon seviyeler değişmemiş bile, o denli düşük varyasyon var... stok seviyesindeki düşüş gözle görülüyor. avg days of supply = sizin stok yeter gün sayısı, depodan mal istek sayısı en alt satırda, DDMRP TOC temelli olduğu için günlük hareket ediyor, diğerlerinde 80 defa sipariş verilmiş, DDMRP de 526 defa sipariş verilmiş!















Şimdi aynı dükkanı yüksek varyasyon + mevsimlik dalgalanma + tedarikte kapasite kısıtıyla tekrar çalıştıralım. Ürünler rastgele seçiliyor. 






Diğer yöntemlerde zarar çıkmış, DDMRP karlı bitirmiş! 

Özellikle stok devir hızında büyük fark olmuş, DDMRP lider! 







Varyasyon çoğalınca tampon seviyeleri hareketlenmiş, dikeyde görülen gri gölgeler yok satışları işaretliyor




Karşılaştırma tabloları bilgilendirici olarak özenle hazırlanmış.       








Gerçek Dünya - İdeal dünya farkı,









satış hedefiyle gerçek dünyanın farkı,











değişik stok yönetim politikalarının farkları,











satış hedefi tayini,

mevsimlik talep kavramı,

tahmin hata düzeyindeki farklar,
A - %20 tahmin hatalı,
B - %40 hatalı,
C - %60 hatalı,
D - %80 hatalı

yoğun dönemlerde tedarikte aksamalar/gecikmeler bir şekilde simule edilmiş.








Uygulamada mağaza veya depo rolünü alabiliyorsunuz. 








Bu tarz çalışmalar, simulatörler, concept proof için yapılıyor. Yani hiç bir zaman tam olarak "senin şartlarına uygun" olmuyor, çünkü çok farklı sektörlerde çok farklı şartlarda bir çok "sen" var, hepsini kapsamak mümkün değil. Tip profiller oluşturuluyor, bir çok yerde anası tutan ancak aralarında farklar olan profiller, bu örnekte depo ve mağaza profili, 4 kategoride ufak tefek farkları olan ürün aileleri=profilleri gibi. Varyasyonu hissettirmek için önceden belirlenmiş rastgele sayı setleri veya belirli dağılımlar simulatöre yükleniyor. Belli şartlarda bazı paremetreleri değiştirme fırsatı veriliyor. Bu örnekte sabit talep yani min=ortalama=max hemde yıl boyunca dağılımı, üstelik tam x günde tam istediğin kadar tedarik garantisi, yani ideal dünya seçimleri gibi.  Değişkenlik ortalamanın etrafında yıla dağılmış olarak VEYA bayramlarda sezonluk olarak verilebiliyor. Değişkenliğin tedarike etkisi de istenirse simulasyona eklenebiliyor. Ürünleri seçtiğinde ürünleri tüm parametreleriyle kabul etmiş oluyorsun. Bizim talep yüklememiz söz konusu değil. En uygun deneme buradaki kategorilere uygun temsili kendi ürününü seçmek olur. 

Benim ilk denemelerim ideal dünyadaydı; yöntemler arasında neredeyse bir fark yok,
makul bir değişkenlikte TOC yöntemi daha iyi,
aşırı değişkenlikte TOC de yetmiyor ama ehveni şer görünüyor.

Gelecek artık tahmin edilebilir olmaktan çıktı. Dolayısıyla en iyi strateji değişime çevik tepki verebilmek, B Planını hazırda tutarak kolayca değiştirebilmektir.

22 Temmuz 2021 Perşembe

Türkiye İçin Hangi Fikri Yıkalım? / Gökhan Şen / 2021 / kitap özeti

Ekonomi - Sanayi - Tarım - Eğitim - Bilim - Kadın - Tarih - Kültür ana başlıklarında 39 aydının görüşleri derlenmiş.

Gökhan Şen: Parçalara değil bütüne (holistik) bakmalıyız. Değişimi görmek zorundayız. Geride bırakılmışlık duygusundan sakınmalıyız. AB referans olma niteliğini kaybediyor. Post-Truth dönemindeyiz; gerçeklerden ziyade duygulara hitap ediliyor. Türkiye' de GINI Katsayısına göre ölçülen eşitsizlik artıyor. Orta Gelir Tuzağındayız. Üretebiliyoruz ama katma değer yaratamıyoruz. Eğitimie OECD ortalamasının üzerinde kaynak ayırdık ama STEM (Science Technology Engineering Mathematics) yoğunlaşamadık. PISA sonuçlarına göre "okuduğumuz anlayamıyoruz". Borçluluk tavan yaptı, kamu-özel borçları GSMH nın %70 ine ulaştı. 65+ nüfusun payı 2014 de %8 di, 2080 de %25 tahmin ediliyor, yaşlanıyoruz, sosyal güvenlik sistemi zorlanacak.

EKONOMİ

Mahfi Eğilmez: Büyüklerimiz daha iyi bilMEYEBİLİR. Faiz konusunda dini takıntılardan kurtulmalıyız. Filanca kişi her zaman doğru söyleMEYEBİLİR. Önyargıları bırakmalıyız.

Refet Gürkaynak: "Biz bize benzeriz" -  aslında o kadar da biricik değiliz! Değişim kolay değil, azmetmeliyiz.

Ali Hakan Kara: "Bize büyüme lazım, enflasyonla yaşarız" düşüncesi doğru değil. Enflasyon belirsizliğe neden oluyor. Dış kaynak bulmak zorlaşıyor, piyasalar derinleşemediği için oynaklık artıyor. Para, maliye ve finans enstrümanları uyumlu ve güven yaratacak şekilde kullanılmalıdır. Fiyat istikrarı kritik önemdedir.

Doç. Dr. Hatice Karahan: Kadınların emek piyasasına katılımı sağlanmalıdır. Adil ücret ve olanaklar sunulmalıdır, Kadınların STEM konulu nitelik yükseltmesi yararlı olacaktır. Kadın konusunda toplumsal ve kurumsal zihniyet değişimi gerekiyor.

E. Murat Üçer: Büyüme için kredi veya üretkenlik artışı gerekiyor. Yaratıcı yıkıma izin vererek, bilgi üreterek, demokratikleşerek, kutuplaşmayarak başarabiliriz.

Prof. Dr. A. Erinç Yeldan: Göreceli üstünlükler artık geçerli değildir! Türkiye'de son elli yıllık dönemde 3 defa üretkenlik sıçraması olmuştur, sürdürülememiştir. Kazanan sektörleri desteklemek yerine, Devlet yeni kazanan sektörler ihdas etmelidir.

SANAYİ

Hamdi Akın: Sahiplik kavramı ykılıp ortaklık kavramına geçilmelidir; böylece sermaye ve farklı tecrübelere erişim kolaylaşır. İşi kuran sahipler de girişimci olarak yeni bir başlangıç yapacak zaman ve sermayeye ulaşırlar.

Erdal Aksoy: Geleneksel teşvik yaklaşımı yerine kalkınma modeli hikayesi yaratmalıyız. Stratejik Sanayi Ekosistemi (kümelenme)  ve Entegre Şehir Planlaması, Yönetişim (Governance) ve Mevzuat (Regulatory) Riski Yönetimi, Teşviklerin Hedef Kitlesinin ve Amacının Doğru Tanımlanması (maliyet düşürme yerine ölçek/teknoloji kazandırma), One-Stop-Shop Özelliği (Globaliazation' dan Islanization evrimi yaşanıyor, Tedarik Zinciri Adası oluşturmak isteniyor) üzerinde durulmalıdır.

Bülent Eczacıbaşı: Büyümek için dış borç şart DEĞİLDİR. Sanayi politikası gereklidir, etkinliği sağlanmalıdır. STEM odaklı eğitim geleceğe hazırlık için şarttır.

Abdurrahman Kaan: Gıdaya erişim, gıda güvenliği stratejik önem kazanıyor. Tarım hayvancılık geleneksel teşvik yaklaşımımız hatalıdır, güncellenmelidir, alan yerine verim ödüllendirilmelidir. Kooperatifleşme, girdilerde vergi kolaylığı, münavebeli ekim, bölgeler arası farkların gözetilmesi üzerinde durulmalıdır.

Steven Young: Ürün - Süreç - organizasyonel/pazarlama inovasyonu vardır. Üçünde de gelişme sağlanmalıdır. Inovasyon için eko-sistem kurulmalıdır.

Prof. Dr. Murat Yülek: Büyümenin kaynağı iç talep değil, ihracat olmalıdır. Borçlanarak diğer ülkelerin büyümelerini desteklemiş olursunuz.

TARIM

İrfan Donat:  Tarım - Sanayi - ArGe bir arada olunca etkileyici sonuç alınıyor. Tarımın kaybolan itibarı geri kazandırılmalıdır. Tarım profesyonel bir iş, ziraat bir meslek olmalıdır. Milli Güvenlik meselesidir.

Durmuş Döven: Türkiye artık kendi kendine yetemiyor, gelecek için planlı hazırlık yapılmalıdır. Mevcut şartlarda Holding ölçeğinde bile çiftçilik zorken, küçük çiftçiler için işler çok zordur.

Recep Konuk: Kooperatif iyi örgütlendiğinde üyeleri için girdi alımında pazarlık gücü kazanır, planlı ekim mümkün olur, pazarlamada dayanacak güce ulaşılır, makina-ekipman yatırımının üyeler arasında paylaşılması olası hale gelir, finansman olanaklarına erişim iyileşir, güncel ziraat-hayvancılık teknikleri için eğitim verilebilir.

Sencer Solakoğlu: Fasoncuyken düşük kar ve sürüm gayretine girersiniz, kendinizi tüketirsiniz. Ayrıca fasoncuyken az sayıda büyük müşteriyle çalışırsınız ve kapasitenizi dolu tutabilmek için müşteriye taviz veririsiniz. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası fiyat dalgalanmalarını azaltabilir, zirai sigorta yaygınlaştırılmalıdır.

Kubilay Özerkan: Atık ve kayıplar önemli boyuttadır, 49,2 milyon ton meyve sebzenin %25-40 ı ziyan oluyor, bunu önlemeliyiz. En büyük, en fazla, en çok yerine en iyi olmayı özendirmeliyiz. Planlı, koordineli, tutarlı olmalıyız.

Prof. Dr. Yaşar Uysal: Yoksulluk artarken gıda fiyatları daha önemli hale geliyor. Tam Tarım Sayımı yapılmalı, her ilin üniversitesindeki veterinerlik-ziraat bölümleri ilin istatistiklerinden sorumlu tutulmalı, sahaya gidiş özendirilmeli, Tarım Meslek Liseleri açılmalı, teşvikler verime dayandırılmalı, gıda hijyeni için laboratuvar yaygınlaştırılmalı, kooperatifçilik yüceltilmelidir.

Ali Ekber Yıldırım: Akdeniz Bölgesinin en yüksek bitki çeşitliliğine sahibiz. İthalatla başka ülkelerin çiftçilerini desteklemiş oluyoruz! Destekler verim esaslı olmalıdır. Havza modeli, uzun vadeli planlama gereklidir. Çiftçinin para kazanması halinde tersine göç olur, köyler bayındır hale gelir., ithalata gerek kalmaz.

EĞİTİM

Ufuk Akçiğit - Elif Özcan Tok: Bilimsel yayın üretimi 2000-2006 arası artmış ancak daha sonra yine düşmüştür. Köklü üniversiteler ve Vakıf Üniversiteleri diğerlerinin önündedir. Akademisyen ders yükü fazladır, araştırmaya zaman kalmıyor. Unvanlar ömürlüktür, Prof olduktan sonra üretkenlik düşüyor. Konferans katılımları yabancı işbirlikçiyle birlikte akademik yayın üretimini olumlu etkiliyor. Yeni üniversiteler açmak yerine akademik yayına odaklanmak daha yerinde olur.

Dr. Özgür Bolat: İhtiyaç odaklı eğitimden, ilgi odaklı eğitime geçilmelidir. Dersler konu-ünite yerine kavram odaklı olmalıdır. Öğrencilere düşünme-sorgulama-karşılaştırma-sentez becerileri kazandırılmalıdır.

Selçuk Pehlivanoğlu: Üniversite mezunlarında okuduğunu anlama becerimiz, Japonya' da lise mezunu olmayanların gerisindedir! Dünyada artık eğitimde kalite konuşuluyor. STEM odaklı eğitime geçmeliyiz. Ölçme ve değerlendirme sınavla elemek yerine, belirlenen eksiklerin giderilmesi için kullanılmalıdır.

BİLİM

Dr. Özgür Akın: Başkasının teknolojisini alma kolaycılığını bırakmalıyız, biz de yapabiliriz!

Orhan Bursalı: Ülke nüfusunun en yaratıcı, en yetenekli kısmı %2 civarındadır. Bu nüfusu ülkede tutmalıyız.

Prof. Dr. Celal Şengör: Türkiye'de laik olmak gereklidir, Din-Bilim her zaman uyumlu olmayabilir, bilimsel çizgide kalınmalıdır.

Dr. Umut Yıldız: Girişimcilik için ekosistem kurulmalıdır. Çocuk yaştaki merak duygusu canlı tutulmalıdır.

KADIN

Bekir Ağrıdır: KONDA anketlerine göre insanımız yeniliğe - değişikliğe dirençli değildir, karşı değildir. Liyakatten şaşılmamalıdır, vatandaşın beyanına itibar edilmelidir.

Cansen Başaran-Symes: Yeni yetenekler kazanmak, hızlı öğrenmek, uyum sağlamak her zamankinden daha önemlidir. Freelance ekonomisi büyüyecek, uzaktan çalışılacak, çalışanlar aidiyet duygusu arayacak, yaşam boyu öğrenme ihtiyaç haline gelecek, teknoloji değişen rollerle insanlara ilave sorumluluklar getirecektir. STEM odaklı eğitim zorunludur. Zariflik, zayıflık değildir.

Ümit Boyner: Toplumsal cinsiyet eşitliği bir kadın-erkek eşitliği meselesi değil; bir sürdürülebilir kalkınma, demokrasi, haklar, eşitlik ve insani gelişmişlik meselesidir.

Arzu Çerkezoğlu: İş hayatında kadın-erkek asimetrisi çok belirgindir, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel: Nüfus hızla yaşlanıyor. Bu durum çalışan kadın sayısı artırılarak ve planlı bir göç politikası izlenerek sönümlenmelidir. Verimlilik artışı gerekiyor.

Sanem Oktar: Çin mucizesinin önemli bir bileşeni kadınların işgücüne katılımıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çalışan kadına uygun düzenlemeler sağlanmalıdır.

TARİH

Osman Balcıgil: Tarihin anlaşılabilir ifadesi önemlidir ama yine de gerçekçi derinliği korunmalıdır.

Prof. Dr. İlber Ortaylı: Tarih erken yaşta edinilmesi gereken bir beceridir. Beraberinde coğrafya - kültür görgüsü de gerektirir. Lisan bilgisi kritik önemdedir. Tarih, mukayeseli okunmalıdır.

Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan: Sonuçtan sebebe gelinmez. Antropoloji, coğrafya, sosyoloji, iktisat, siyaset, demografi, arkeoloji, psikoloji, dilbilim gibi alanlarla yakın etkileşimlidir. Karşılaştırma yapabilmek için sağlam arka plan gerekir.

KÜLTÜR

Uğur Batı: Cehalet bizde yayılıyor. Uyumsuz olmalıyız: kural bozacak cesareti olan, sorgulayan, alışmayan, pes etmeyen, umursayan olmalıyız. Cehaleti yıkmalıyız!

Vedat Milor: Gizlilik ve karanlığın yerini açıklık ve saydamlık almalıdır. 

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Vespayla Seferihisar-Kuşadası-Didim-Bodrum seyahatim 2021

Her sene Vespayla orta mesafeli "Memleketimizi Tanıyalım" turu yapıyorum. Bu sene 630 kilometreyi 3 günde gezdim, 142 TL benzin ödedim, 18 litre benzin tükettim. Bir gece Didim'de akrabalarımda ve bir gece Bodrum'da kardeşimde kaldım. Ören yeri girişleri 150 TL tuttu. Sele altına sığan küçük bir çanta ve açılır tarzda tam yüz korumalı bir kask kullandım, turistik ve yazlık bir seyahat oldu :)

İlk durak Kuşadası. 99/1 dönem asker arkadaşlarımdan Mehmet Başimi ile buluştuk. Eski günleri andık, dedikodu ettik. Kuşadasında kadını erkeği, genci yaşlısı sanki herkes motora biniyor, daha önce Türkiye'de bu kadar çok motoru bir arada görmemiştim. Dünyada sadece 3 adet olan minyatür işçiliğe dayalı eserlerin sergilendiği müzelerden birisi Kuşadasındaymış, ziyaret ettim, doğrusu çok emek verilmiş eserler ama insan "neden bununla uğraşmış ki?" diye düşünmeden edemiyor. Otoparkın en güzeli benim Vespam!

 
İkinci durak Dilek Yarımadası Milli Parkı. Toplu taşımayla da ulaşılabiliyor, dolayısıyla ilk bir iki koy genelde kalabalık oluyor. Ben Vespayla sonuna kadar gittim, dördüncü koyda denize girdim, duş-kabin-şezlong vb olanaklar vardı, ortam nezihti, deniz güzeldi. Parkın çıkışında Zeus Mağarası vardı, obruk tarzında bir oluşum, bir şekilde deniz suyuna kavuşmuş. İnsan gibi yürüyüş yolunu takip edenler ancak fotoğraf çekebildi, yoldan çıkanlar burada suya girdiler, Zeus ile yüzdüler :)

Üçüncü durak Doğanbey, Rumlardan kalma eski bir köy. Doğanbey ismi karışıklık yaratıyor, ben şimdiye kadar üç adet Doğanbey sayabildim; birincisi Seferihisar yakınında deniz kenarında, ikincisi Yeni denilen bugünün yerleşim yeri olan Doğanbey ve üçüncüsü Yeni olana yakın Eski denilen hakiki Doğanbey. Köyün içinden geçen yol arnavut kaldırımına benziyor ama çok harap, Vespayla girmek istemedim. Girişe bir otopark ayarlanmış, köye araç girişi istenmiyor. 
   

Eski evler var, orjinaline uygun restore edilerek cafe-restoran-butik otel haline getirilmiş. Gastronomik değeri var ama henüz çok fark edilmemiş. Ayrıca göçmen kuş yolu üzerinde, kuşları izleme noktaları var. Özünde hiç bir aktivitesi olmayan, interneti kısıtlı, şebekesi zayıf olan bu yerde insan sevdiğiyle bir gece kalıp "kendini arayabilir", romantik bir yer. 

  

Puli Cafeyi ve işleten aileyi sevdim, İstanbuldaki çalışma hayatı ve düzeni bırakıp metruk bir eve yatırım yapmak, hem de 3 sene boyunca canla başla çırpınarak bugünkü haline getirebilmek gerçekten büyük bir adanmışlık.

Dördüncü durak Milet antik kenti oldu. Akşam saatiydi, giriş ücreti ödemeye gerek kalmadı. Bir zamanlar deniz kenarında olduğuna insanın inanası gelmiyor. Efes bir kompleksti, sokakları, binaları ile kent havasındaydı. Burada tek bir eser var, sahiden esaslı bir tiyatro. Zindanları var, koridorlarla tribüne çıkılıyor, oturma yerleri taştan minder havasında, ara merdivenler var, sahneyi her yerden aynı netlikte görebiliyorsunuz.

   

Geceyi Didim'de akraba ziyaretiyle taçlandırdım. Ertesi gün sabah erkenden Didim / Apollon Tapınağına gittim. 

Tapınak adeta iki kısımdan oluşuyor, ilk gördüğünüz ihtişamlı ancak yapımının tamamlanamadığı hissediliyor. İçinden geçtiğinizde bir koridorla arka tarafa ulaşıyorsunuz ve sanırım bir tören avlusuna geliyorsunuz.

   

Didimden çıkarak Bodrum'a doğru gidiyorum. Yolda Euromos kazı alanında duruyorum. Önemli bir antik kent ve devam eden bir kazı var. Çalışan arkeologları bir süre izliyorum. Hepimiz çalışıyoruz ama çalışmanın da türlü çeşit formu var sahiden..

   

Milas Havaalanı civarında bir akraba ziyareti daha yapıyorum. Geceye kalmadan Bodrum'a varıyorum, akşam gün batımı için Ortaköyde Pablos Cafe'ye gidiyoruz, yerel üreticiden buğday birası deniyorum, gece kardeşimde kalıyorum. Sabah Yalın Enstitü / Yalçın İpbüken Beyi yazlığında ziyaret ediyorum, bayramlaşıyoruz, laflıyoruz. Aklımda Zeki Müren Müzesi var ama telefon tutucum kırıldığı için telefondan navigasyona sık bakamıyorum, kavşağı kaçırmışım, "başka sefere artık" diyerek yola revan oluyorum. Önümde İncirliin Mağarası var. Yolu bozuk, çok sayıda merdivenle inilip - çıkılıyor, yaz sıcağında zorlayıcı.. Keşke içeride hafif bir epik müzik, bir kaç ışık gösterisi vb olsaydı...

   

Dönüş yolunda Ortaklar mevkiinde Magnesia antik kentinin içinden (!) geçtim, devlet yolu nasıl olduysa kentin ortasından geçiyor. Giriş kapısı geride kaldığı için dönmedim ama "yok artık!" dedirtti sahiden..

VUCA neden beni etkilesin ki?

Volatility (Değişkenlik)

Aşırı uçlarda gezinir, ortalamalar artık yetmez, min - max noktalarıyla aralıklar gerekir, bu aralıklara göre A - B - C planları gerekir, programlaması zordur, ne zaman olacağı veya ne büyüklükte dalgalanacağı önceden bilinemez. Dolayısıyla tahmin algoritmaları, optimizasyon yazılımları ve ERP uygulamaları için tek bir değerle ifade edilmesi gereken parametreler çok şüpheli hale gelir. 

Kur dalgalanmaları, talep oynamaları, tedarikte çalkalanmalar, ülkelerde rejim değişimleri, ... Emniyet kemeri iyi ama acaba bir de can simidi mi taksam??

Uncertainity (Belirsizlik)

Tahmin edebilme becerisini öldürür, Siyah Kuğuyla daha fazla karşılaşma durumudur. Şartlar hızla değişir, hangi parametrenin bizim işimize etkisi olacağını her zaman önceden bilemeyiz.

Bu operasyon için kaç kişi olmalıyız? Freelance yapsak mı? Farklı ülkelerde yerel kadro gerekir mi? Elimizdeki yazılım yeterli mi? XXX firmasıyla işbirliği yapmalı mıyız? Trump tekrar seçilir mi?Mevzuat değişir mi? Rakip şirketin aynı sokakta mağaza açması veya kampanya yapması bizi ne kadar etkiler? 

Complexity (Karmaşıklık)

Her şey birbirine bir şekilde bağlantılı hale geldi. Bir parametre değiştiğinde umulmadık yerlerde etkisi görülüyor. Etki kimi zaman başka bir yerde  kimi zaman farklı bir zamanda ortaya çıkıyor. 

Gümrük vergileri operasyon esnasında değişirse tedarik zincirini nasıl düzenlemeliyiz? Tarifeler değişirse ürün gamını değiştirmeli miyiz? Teşvikler A ülkesinde B ülkesinde tedarik zincirimizin neresini etkiliyor? Çifte vergilendirmeyle karşılaşır mıyız? Farklı diller - kültürler içeren tedarik zincirinde birbirimiz tam anlayabiliyor muyuz? Üretim kapasitesine yetişmekte zorlanan hammadde akışı bizi ne kadar etkileyecek? Covid nedeniyle işe gelen eleman sayısındaki dalgalanma sıkıntı yaratır mı?

Ambiguity (Muğlaklık)

Elimizdeki data maalesef kirli, doğruluğundan emin olamıyoruz. Kimi zaman acil kararlar vereceğiz ama yeterli veri yok... Farklı değerlerle beslenen amaçların aynı anda en iyilenmesini istiyoruz. O kadar çok hedef / amaç var ki kafamız karışıyor. Aynı anda hem maliyeti düşürmeyi, hem sosyal uygun olmayı, hem sürdürülebilir olmayı, hem müşterilerin istediği her ürünü hazır tutmayı istiyoruz. 

Örneğin müşterinin terminine yetişmek için günlük çalışma saati limitinin üzerinde fazla mesai gerektiğinde bir yanımız bugün için (mesai yap malı yetiştir) bir yanımız yarın için (uygunluk bozulursa bir daha sipariş alamayız, mesai yapma, gecikme cezası öde) aksiyon istiyor, kararsız kalıyoruz, yanlış (kime göre? neye göre?) kararlar veriyoruz. 

Müşteriler hepsini isterken aynı zamanda daha ucuza istediğinde ahlaki tutarsızlık kafamızı karıştırıyor. Büyük siparişleri hızlı teslim etmek üzere kurulan fabrikaları dolu tutmak için müşterilerin taleplerine "kerhen" razı oluyoruz...

19 Temmuz 2021 Pazartesi

Leadership & The One Minute Manager / Ken Blanchard / 2011 / kitap özeti

  
Daha çok DEĞİL, daha akıllı çalışın! Yöneticiler, ekipleri İÇİN çalışır.

Farklı İnsanlar İçin Farklı Yöntemler - Faklı insanlara aynı yöntemle liderlik etmeye çalışmak kadar adaletsiz bir tutum olamaz!
Yöneticide 3 önemli nitelik olmalıdır: 

  • Flexibility / Esneklik: Kabul gören 4 yönetim tarzı vardır, esneklik bunlar arasında geçiş yapabilmektir. 
  • Diagnosis / Teşhis: Çalışanlarda tanımlanmış 4 tip yetkinlik seviyesi vardır, teşhis bunu ayırt edebilme becerisidir.
  • Partnering / Eşlik edebilme: Durumsal Liderlik ederken hedef mutabakatı, günlük koçluk, yönetim tarzını çalışana uydurabilme becerisidir.

4 Yönetim Tarzı:
Hiç birisi diğerinden daha üstün değildir!

  • S1: Directing / Talimatla: Lider yönü belirler, işleyişi çok yakından ve sıkı takip eder.
  • S2: Coaching / Koçlukla: Lider yönü belirler, yakından takip eder, kararların sebeplerini açıklar, öneri almaya çalışır, gelişimi cesaretlendirir.
  • S3: Supporting / Destekleyerek: Lider çalışana yardımcı olur, çabasını destekler, kararları birlikte alır.
  • S4: Delegating / Yetkilendirerek: Lider karar verme ve problem çözümünü çalışana bırakır.






2 Yönetim tavrı:

  • Directive / Yönlendirerek: Structure (yapı, kurgu), Organize (organize olmak), Teach (öğretmek), Supervise (gerektiğinde talimat vererek yakın takip etmek). Çalışana açıkça ne yapacağını söyleyin, nasıl yapacağını gösterin, ne zaman yapması gerektiğini anlatın ve performansını yakından izleyin.
  • Supportive / Detekleyerek : Praise (iyi yapılan işi fark ederek övmek), Listen (dinlemek), Ask (yönlendirici soru sormak), Explain (açıklayarak durumu kavratmak), Facilitate (işi yapacak ortamı sağlamak). Çalışanı dinleyin, yapmaya teşvik edin, çabasını övün, karar verme ve problem çözümü için gerekli ortamı sağlayın, yardımcı olun.

4 Yetkinlik Seviyesi: Competence / 
Yetkinlik ve Commitment / Adanmışlık = Confidence / kendine güven + Motivation / motivasyon ile belirlenir. Yetkinlik okuldan, eğitimle veya tecrübeyle kazanılan bilgi ve becerilerdir. Adanmışlık iki faktörlüdür; kendine güven - yardım almaksızın işi başarıyla yapacağına olan inançtır, motivasyon - kişinin işi yapmaya duyduğu istek ve heyecandır.

  • D1: düşük yetkinlik ve yüksek adanmışlık - işe yeni başlayan tecrübesiz mühendis
  • D2: zayıf yetkinlik ve düşük adanmışlık - öğrendikçe aslında çok da kolay olmadığını fark ediyor ve süngüsü düşüyor
  • D3: orta yetkinlik ve değişken adanmışlık - tecrübelendikçe bazen hırslanıyor bazen "yapsam ne olacak, kimse fark etmiyor, ne değişiyor?" hissiyle gevşiyor
  • D4: yüksek yetkinlik ve yüksek adanmışlık - artık işi teslim edecek ayara gelmiş, başarmaktan haz alıyor
Bu genç mühendisi şirketimize kazandırabilmek için onun yetkinlik ve adanmışlıktan gelen gelişimine uygun olarak liderlik stilimizi değiştirmemiz gerekiyor. Başlangıçta işi öğrenebilmesi ve olası hatalarıyla bizi zora sokmaması için S1-Directing yöntemiyle yaklaşıyoruz. Bir yerden sonra S2-Coaching stiline değişiyoruz; sorularını cevaplıyoruz, öğrenme fırsatı veriyoruz, iyi yaptıklarını fark ediyor ve geri bildirim veriyoruz. Tecrübelendiğini gördükçe S3-Supporting stiline geçiyoruz; işi yapabileceği ortamı sağlıyoruz, güzel işler yapmasına yardımcı oluyoruz. Son aşamada artık mühendisimiz kemale ermiştir, S4-Delegating stiline geçeriz, hedeflerde mutabakat ve iş sonuçlarına göz ucuyla bakmak artık yeterlidir. Bu arkadaş şimdi yeni başlayacaklara mentor bile olur, şirkete sağlam bir mühendis kazandırmanın huzuru bize yeter :)

Aynı İnsan İçin Farklı Yöntemler - Kişiler zamanla gelişir ve ısrarla aynı yöntemle liderlik etmeye çalışmak adaletsiz bir tutumdur!

 One Minute Manager (Bir Dakikalık Yönetici) tarzı 3 ana adımdan oluşur, kabaca her çalışanınıza günde 3 dakika ayırmanızın yeteceğini iddia eder. Daha çok zaman ayıranlarımızın bir kısmı bu özel 3 dakikaya maalesef hiç yer vermezler :(
  • GOALS / Hedef mutabakatı: Hedefin belirlenmesi ve yöneticinin çalışanın yetkinlik + adanmışlık seviyesini analiz etmesidir.
  • PRAISINGS / Övgü : Yapılan iyi işlerin fark edilerek geri bildirim verilmesi ve bu sayede çalışanın yetkinlik seviyesinin gözden geçirilerek uygun liderlik stiline geçiş yapılmasıdır.
  • REPRIMANDS / Eleştiri: Yapılan kötü işlerin, yetersiz iş sonuçlarının fark edilerek çalışanın uyarılması, eksiklerin giderilmesi ve gerekiyorsa çalışanın yetkinlik seviyesine uygun liderlik stilinin değiştirilmesidir.
  • Situational Leadership / Durumsal Liderlik, kişilere DEĞİL, kişilerle yapılan Liderliktir.

Hedefler SMART olmalıdır:
  • Spesific & Measurable: ölçülebilir, açık seçik
  • Motivation: hedefe ulaşılması heyecan vermelidir
  • Attainable: erişilebilir olmalıdır
  • Relevant: Şirketin genel gidişiyle ilgili olmalıdır, bütüne uymalıdır
  • Trackable: izlenebilmeli, sayısallaştırılabilmelidir.