18 Temmuz 2024 Perşembe

Hazır Giyimde Sürdürülebilir Değer Zinciri / Mart 2024 / Satınalma Dergisi sayı 135

 Yayınlanan yazıya bakabilirsiniz.

Cambridge Elements Business Strategy üzerinde 2023 yılında yayınlanan Sustainable Value Chains in the Global Garment Industry raporunu özetlemeye gayret edeceğim. Benim ilavelerim italik dizilidir.

Tekstil ve Hazır Giyim endüstrileri büyük baskı altındadır ve uzun vadeli ekonomik (profit), sosyal (people) ve çevresel (planet) eşikleri karşılayacak şekilde yeniden yapılanmak zorundadır. Bu baskı

·        iklim krizi ve Paris Anlaşmasından,

·        sürdürülebilir tedarik zincirlerine odaklanan sivil toplum kuruluşlarının çabalarından,

·        hızlı modaya (fast fashion) karşı oluşan kamuoyundan,

·        tedarik zincirlerindeki oynaklık (volatility) ve kırılganlıklardan (fragility),

·        özellikle AB bünyesinde artan regülasyonlardan (döngüsellik yeşil mutabakat, özen yükümlülüğü,…) kaynaklanmaktadır.

1.      Hazır Giyim Tedarik Zincirleri ve Sürdürülebilirlik

Hızlı moda olası tek üretim modeli değildir. Dayanıklı ürünlerin talep edildiğinde ve yeterli miktarda üretilmesini öngören yavaş moda (slow fashion); paylaşımlı kullanım, kiralama, onarım ve geri dönüş içeren döngüsel ekonomi modelleri; çevre ve sosyal konulara yoğunlaşan sosyal girişimler gibi alternatifler vardır.

Karşılaşılan riskler sosyal boyutta eskiden iş kanunu içinde değerlendirilen ancak artık insan hakları olarak yorumlanan çocuk işçilik, aşırı çalışma saatleri, zorla çalıştırma, ayrımcılık, örgütlenme hakkının engellenmesi, İSG aksamaları, ücretlendirme sıkıntıları gibi konuları içerir. Çevresel boyutta su kullanımı, atık su, emisyonlar, kimyasal yönetimi ve kirlilik gibi konular sayılabilir.

Türkiye, 2020 senesinde AB ye en çok hazır giyim ihracatı yapan altıncı ülke ve en çok tekstil/elyaf ihracatı yapan altıncı ülkedir. 2020 senesinin en büyük hazır giyim perakendecileri Inditex, Uniqlo, H&M, Nike, Adidas, The GAP şeklinde sıralanmıştır.

1.1.   Sürdürülebilirlik

Artık iş stratejisine ek olarak sunulan sürdürülebilirlik stratejisi fikri yetersizdir. Bugün gereken Sürdürülebilir İş Stratejisidir, bu iki kavram herhangi bir noktada diğerinden vazgeçebileceğiniz unsurlar değildir.

Birleşmiş Milletlerin Küresel Kalkınma Amaçları çerçevesi sistem anlayışından yoksundur, farklı bağlamlarda amaçlar birbirleriyle çelişkili sonuçlar doğurabilmektedir. Piyasalardaki belirsizlik kriz olduğu kadar inovasyon fırsatıdır.

1.2.   Değer Zincirleri

Değer zinciri analizi yapılırken zincirdeki aktörlerin ağdaki konumu, coğrafi ortamı ve sosyal etkileşimleri dikkate alınmalıdır.

1.2.1. Değer zincirinde güç (power) ilişkileri

Güç, zincirdeki bir aktörün kendi iradesiyle kullanabileceği “diğerlerini etkileyebilme” potansiyelidir. Dört biçimde görülür: Pazarlık (bargain) gücü, kurumsal (institutional) güç, örnek olma (demonstrative) gücü ve kural koyucu (constitutive) güç. Zincir içinde güç çatışması her zaman vardır, dinamiktir, işbirliği ile rekabet arasında salınır.

1.2.2. Zincir Yönetimi (Governance)

Zincirdeki ürün-teknoloji yapısına göre değişiklikler vardır. Hazır giyimde Markaların büyük alıcılar olarak kural koyma ve piyasayı etkileme gücü vardır. Ancak zincir boyunca hammaddeye doğru giderken güç ilişkileri değişir, konfeksiyonculara nazaran daha yoğun sermaye birikimi ve daha yüksek ticari hacmi temsil eden kumaşçılar üzerinde “markaların beklediğinin aksine” maalesef konfeksiyoncuların etkisi oldukça sınırlıdır. Ayrıca kaliteli-iyi servis algısı da zincirin her noktasında aynı olmayabilir.

1.2.3. Değer Zinciri Riskleri ve Kamuoyu

Sektörler, coğrafyalar, kullanılan teknoloji gibi faktörlerden etkilenmektedir. Genel olarak geçim kaygısındaki gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilirlik konularına “mecbur kaldıkları için” katıldıkları söylenebilir.

1.3.   Inovasyon

1.3.1. Aşamalı (Incremental) – Sıçramalı (Radical) İnovasyon

Aşamalı inovasyon mevcut ürün ve hizmetlerde verimin yükseltilmesi gibi küçük ölçekli iyileştirmelerdir. Sıçramalı inovasyon ise bir endüstriyi dönüştürecek kadar büyük-yıkıcıdır.

Yaklaşım çok seviyelidir: Makro seviyede üretim yapılan ortamda sosyo-ekonomik görünüm dikkate alınır. Mezo seviyede istenen yönde değişim için firmalarda-çalışanlarda-kanun koyucularda uyulması gereken kurallar, prosedürler belirlenir. Mikro seviyede kuralları sorgulamak isteyen girişimciler için kontrollü deneysel ortamlar sağlanır.

1.3.2. İnovasyon Politikası ve Yönetişim (Governance)

Aktörler arasında eğitim, öğretim, tecrübe paylaşımı, ikili ilişkiler, test-pazarlama-üretim destekleri, yasal düzenlemeler, finansman olanakları gibi geniş bir yelpazede özel-kamu liderliğinde çeşitli faaliyetlerdir.

1.3.3. Küresel Değer Zincirlerinde İnovasyon

Bu ortamlar CAS-Complex Adaptive Systems (Karmaşık Uyumlu Sistemler) olarak tanımlanmaktadır, çok yönlü etkileşim vardır, dinamiktir, sürprizlere açıktır, zincirin nihai amacına yakınsama eğilimi taşır, zincirdeki her aktör için öğrenme potansiyeli vardır.

1.4.   Sürdürülebilir Tedarik Zinciri İnovasyonu

1.4.1. Gerekçeleri

Sürdürülebilirlik krizi, hızlı modaya karşı oluşan tepki, pazarın beklentisi, yasal düzenlemelerdir.

1.4.2. Aktörler

Firmalar, hükümetler, sosyal girişimler (sivil toplum kuruluşları) sayılabilir.

1.5.   Katkı

Sürdürülebilir iş modelleri için inovasyon arayışı artmaktadır. Alıcı konumlu markaların fiyat baskısına ek olarak tedarikçilerdeki maliyetini üstlenmeden sürdürülebilirlik taleplerini artırmaları adaletsizliğe yol açmaktadır. Artık Küresel Kuzey eskiden olduğu gibi en büyük Pazar değildir, Küresel Güneydeki Çin – Hindistan – Pakisatn gibi ülkelerde gelişen çok canlı iç talep vardır.

2.      Yönetişimde inovasyon

2.1.   Değer zincirinde yönetişim

2.1.1.Markaların liderliği

Markaların ilk seviye (Tier 1) tedarikçilerde yoğunlaştığı sürdürülebilirlik çabasıdır.

Uyum (Compliance) yaklaşımında markalar standardı belirler, tedarikçilerden uymalarını ister, uyumu denetler, uyamayanları zincirden çıkarır. Bu yaklaşıma ilişkin yukarıdan aşağıya yönelimi, yerel şartları dikkate almaması, denetim hilelerine açıklığı, tedarikçilerin çelişkili hedeflere zorlanması gibi eleştiriler vardır.

İşbirliği (Cooperation) yaklaşımında markalar daha yüksek fiyatlar, daha uzun terminler ve uzun vadeli ilişkilerle daha gelişime dönük bir tavır sergiler. Tedarikçilerin mavi-beyaz yakaları ve sahipleri birlikte gelişme fırsatı bulur. Bu yaklaşımda çok idealist ve gerçeklikten uzak şeklinde eleştirilmektedir. Uyum ve İşbirliği yaklaşımlarının hibrit kullanılabildiği de görülmüştür.

Alternatif olarak markalar ve tedarikçiler birlikte sürdürülebilirlik-Pazar koşullarını şekillendirmeye çalışabilmektedirler. Belirgin sivil toplum kuruluşu-sürdürülebilirlik düşünce yapılarında markaların ortak/lider durumu çıkar çatışması olarak yorumlanabilmektedir.

2.1.2.Tedarikçilerin liderliği

Endüstriyel-sektörel kurumlar aracılığıyla etki edilebilmektedir.

2.1.3.Sendikaların liderliği

Sendikaların küresel ölçekte birleşerek büyük markalarla bağlayıcı anlaşmalar yapmasıdır.

Bu çabaların arzu edilen sonuçlara ulaşamama sebepleri nelerdir?

·        Neyin “sürdürülebilir” olduğu hakkında maalesef görüş birliği yoktur.

·        Standartların küresel uygulamaları maalesef aynı olamayabilir.

·        Markaların (pazarın) ana motivasyonu hala önce fiyattır.

Kaynak: Alexander, R; Lund-Thomsen, P. (2023). Sustainable Value Chains in the Global Garment Industry. Cambridge University Press. doi: 10.1017/9781009217729

Tekstil Değer Zincirinde Sürdürülebilirlik ve Döngüsellik / Şubat 2024 / Satınalma Dergisi sayı 134

Görselleri içeren yazıya bakabilirsiniz.

UNEP-United Nations Environment Programme (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) tarafından hazırlanan 2023 tarihli raporu özetlemeye gayret edeceğim.

Daha önce üçlü muhasebe (triple bottomline) görmüştüm ancak bu sefer üçlü kriz (triple planetary crisis: climate change, natüre loss, pollution - iklim, doğa kaybı, kirlenme) konusu işleniyor. Küresel etki için tek tek firmaların gücü yetmeyeceği için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi ihtiyacına vurgu yapılıyor. Üç öncelik belirlenmiş:

·          Tüketim kalıplarının değişimi: Ürün tasarımı, iş modeli ve tüketici davranışının uyumlu olarak optimize edilmesi

·        İyileştirilmiş uygulamalar: Mevcut tesis, şirket ve süreçlerin optimizasyonu

·        Altyapı yatırımı: Fiziki teknoloji ve yatırımların paylaşımlı kullanımı

Bu önceliklere 9 yapıtaşıyla ulaşılabileceği öngörülmüş: 1- Sürdürülebilir-döngüsel tekstil iş modellerinin küresel uygulaması, 2- Tekstildeki aşırı üretim-tüketimin bitişi, 3-  Tüm tekstil ürünlerinin çevre etkisini azaltan döngüsel tasarımı, 4- Son tüketicideki “ürün bakımı” iyileştirmesiyle ürün ömrünün uzaması ve olumsuz etkisinin azaltılması, 5- Tekstil değer zincirinde artan kaynak verimliliği, azalan kirlilik-fosil yakıt kullanımı-atıklar ve kimyasal kullanımı, 6- Tekstil değer zincirindeki sosyal sıkıntıların giderilmesi, adil dönüşümle vasıf kazandırılmış, emniyetli iş ortamında yetkilendirilmiş (empowered) çalışanlar, 7- Geri dönüşümlü veya sorumlu tekstil hammaddesi kullanımı, 8- Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sürdürülebilir-döngüsel ekonomi için küresel kaynak paylaşımı, 9- Tüm tekstil atıklarının yakılmasına-çöpe atılmasına son verilmesi.

Paydaşlar aşağıdaki gibi listelenmiş: Markalar - Perakendeciler, Hammadde ve yarı mamul-mamul üreticileri, Yenilikçi girişimler – geri dönüştürücüler, sivil toplum kuruluşları – teknik kuruluşlar, politika koyucular, finansal kurumlar, iletişim – tüketici teşviği sağlayanlar.

Tekstil sektörünün küresel anlamda önemli derecede olumsuz çevre etkisi var, çok yaygın ve karmaşık bir değer zinciriyle çok sayıda insana (büyük ölçüde kadınlara) ulaşıyor. Sektördeki mevcut sürdürülebilirlik hedefleri 8 başlıkta derlenmiş. İklim etkileri açısından küresel emisyondaki payı 2030’a kadar %2-8 olarak tahmin ediliyor. Taze su kullanımının 2030’a kadar 79 milyar m3 seviyesine ulaşacağı sanılıyor. Kimyasal kullanımı açısından bakıldığında 1kg tekstil ürünü üretebilmek için yaklaşık 0,58kg kimyasal kullanıldığı hatırlatılıyor. Doğal elyaflar nedeniyle toprak kullanımı – biyoçeşitlilik üzerine olumsuz etkileri var. Emek yoğun yapısı nedeniyle sosyal konularda adil yaşam ücreti, temel insan hakları gibi sıkıntıları içeriyor, adil dönüşüm için çok sayıda insana nitelik kazandırmak kolay değil. Döngüsel iş modellerinin toplam emisyonları %25 oranında düşüreceği öngörülüyor. Hammaddelerde farklı programlarla farklı elyaf tipleri için sorumlu üretim belgelenmeye gayret ediliyor. Boston Consulting Group her sene 30 milyar dolarlık yatırım gerektiğine işaret ediyor.

Artık dokuz yapıtaşına biraz daha yakından bakabiliriz:

1- Sürdürülebilir-döngüsel tekstil iş modellerinin küresel uygulaması: Döngüsel iş modelleri “normalleşecek”, şirketler bu modellere yatırım yapacak, değer zincirleri sistem bakış açısıyla herkesin kazanabilmesi için iş birliği yapacak ve yaygın-doğru toplanan verilerle etkinlik şeffaf olarak ölçülebilecek öngörüsü var. GFA-Global Fashion Agenda ve McKinsey bu uygulamayla birlikte 2030’a kadar 143 milyon ton GHG emisyon azalması tahmin ediyor.

2-   Tekstildeki aşırı üretim-tüketimin bitişi: Özellikle gelişmiş ülkelerdeki aşırı tüketimin azalması için değer zinciri boyunca arz-talep uyumunu sağlamak (talep üzerine kişiselleşmiş ve az adetli üretim, tamamlama gibi gelişmiş stok yönetim sistemleri) önem kazanacak, sosyal beklentiler yeniden düzenlenecek, duygusal bağlılık “uzun ömürlü olana” yönelecek, ürün kalitesi uzun ömür sağlayacak, alışveriş deneyimi ilk seferde beğeniyi sağlayacak, ikinci el-kira-iade gibi opsiyonlar yaygınlaşacak ve böylece Mistra Future Fashion tahminine göre GHG emisyonu yarıya düşecek.

3-  Tüm tekstil ürünlerinin çevre etkisini azaltan döngüsel tasarımı: Ürünlerin çevre etkisi tasarım aşamasında dikkate alınacak (pastal verimi yüksek, sorumlu elyaf, tamir edilebilir tasarım), döngüsele uygun tasarlanacak (sökülebilir parçalar, tek cins elyaf), zamansız (farklı kullanımlara uygun, klasik renk ve modeller) için tedarikçiler markalara koleksiyon önerecek ve böylece Apparel Impact Institute tahminine göre malzeme verimindeki %10’luk artışla 24 milyon ton emisyonun önüne geçilecek.

4-  Son tüketicideki “ürün bakımı” iyileştirmesiyle ürün ömrünün uzaması ve olumsuz etkisinin azaltılması: Ürünün son tüketicideki bakımı iyileştirilecek (alternatif temizlik yöntemi, daha yüksek mikro polyester tutma kapasitesi), tüketicilere tamir-bakım hizmetleri önerilecek, bu konudaki duygusal farkındalık artırılacak ve böylece GFA ve McKinsey’e göre emisyonlar 186 milyon ton azalacak.

5-  Tekstil değer zincirinde artan kaynak verimliliği, azalan kirlilik-fosil yakıt kullanımı-atıklar ve kimyasal kullanımı: Tedarikçi tesislerinde kirlilik ve su tüketimi açısından süreçler iyileştirilecek, döngüsellik sağlanacak, enerji verimliliği yükseltilecek, fosil yakıtlardan çıkılacak, kimyasallar kontrollü listelerden seçilerek azaltılacak ve böylece WRI ya göre 2030’a kadar emisyonlar 64 milyon ton azalacak. Tedarikçiler iyileşme durumlarını ve sorumlu elyaf kullanımlarını belgelendirecekler.

6-  Tekstil değer zincirindeki sosyal sıkıntıların giderilmesi, adil dönüşümle vasıf kazandırılmış, emniyetli iş ortamında yetkilendirilmiş (empowered) çalışanlar: Kırılgan toplum kesimleri (gençler, kadınlar, anneler, engelliler) dahil edilecek, çok sayıda yüksek vasıf gerektiren pozisyonlara uygun nitelikte çalışan hazırlanması gerekirken diğer yandan az sayıda düşük vasıflı pozisyona çok sayıda aday olması nedeniyle hem iş hem de işçi bulunamıyor durumundan sakınılacak, çalışma ortamı emniyet- ücret – çalışma saatleri – tutum olarak insana yaraşır hale getirilecek, çalışanlar sermayeye eklenerek “yetkilendirilecek”, gelir dağılımı adaletsizliği giderilecek, Markalar bu süreci destekleyecek öngörüsü var.

7-   Geri dönüşümlü veya sorumlu tekstil hammaddesi kullanımı: Aslında azalan tüketim hedefleniyor ancak her durumda geri dönüşümlü-sorumlu hammadde kullanılacak, sentetik elyaflardan uzaklaşırken bu sektördeki çalışanlar-şirketler zor durumda bırakılmayacak, mümkün hallerde elyaftan elyafa geri dönüşüm özendirilecek. WRI tahminine göre böylece 2030’a kadar 39 milyon ton emisyon azaltılabilecek.

8-    Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sürdürülebilir-döngüsel ekonomi için küresel kaynak paylaşımı: Yenilenebilir enerji kaynakları küresel ölçekte paylaşılacak, küresel atık toplama-ayrıştırma-dönüştürme sağlanacak, su arıtma kapasiteleri paylaşılacak ve böylece WRI tahminine göre 424 milyon ton emisyon azaltılabilecektir.

9-    Tüm tekstil atıklarının yakılmasına-çöpe atılmasına son verilmesi: Tekstil atıklarının yakılması, çöpe atılması önlenebildiğinde GFA ya göre yıllık 18 milyon ton emisyon azaltılabilecek.

Bunları başarmak için ne gerekiyor?

Koordinasyon: Küresel yaygınlığı olan çok sayıda paydaşı organize edebilecek koordinasyon mekanizması gerekmektedir. UNEP bu mekanizma için aracılık, öncülük gayretindedir.

Ortak sektör hedefleri: Çok sayıda ve çeşitli hedefler konuşuluyor, uygun (amaca hizmet eden, veri toplanabilen, şeffaf, denetlenebilen, hesap yöntemi netleştirilmiş) bir hedef seti ve uygulama yöntemi belirlenmelidir.

Tutarlı küresel politika ve ölçülebilir milli planlar: Küresel kuzey ve küresel güney arasındaki çekişmeyi bitiren, gelişmişlik farkını gözeten, mevcut yapıyı göz ardı etmeden yenileyebilen ve sosyal sıkıntıları önleyebilecek bir politika ve bu politikayla uyumlu milli planlar-hedefler oluşturulmalıdır.

Veri toplama-analiz etkinliği: Küresel ölçekte, zengin bir veri seti doğrulukla-dijital toplanabilmeli, uygun şekilde analiz edilerek raporlanabilmelidir.

Tüketici iletişimi: Politikalar toplumla barışık olmalı, “sürdürülebilirlikle ilgili duygusal bir bağ” kurulabilmeli ve desteklenmelidir.

Döngüsel modeller – 143 milyon ton GHG

Aşırı tüketimin azaltılması – 158 milyon ton GHG

Ürün ömrünün iki katına çıkması – GHG de %44 azalma

Enerji veriminde %15 artış – 64 milyon ton CO2

Döngüsel ekonomiye geçiş – 6 milyon yeni iş

Kaynak: United Nations Environment Programme (2023). Sustainability and Circularity in the Textile Value Chain- A Global Roadmap, Paris.

Moda Endüstrisinde Şeffaflık Endeksi / Ocak 2024 / Satınalma Dergisi sayı 133

Görselleri içeren yayınlanmış yazıya bakabilirsiniz. 

https://www.fashionrevolution.org/ web sitesini izliyorum. 2017 senesinden bu yana her sene büyük moda perakendecileriyle organize ve kapsamlı bir anket düzenleyerek raporluyorlar. Bu yazıda 2023 yılında 250 markayla çalışılarak hazırlanan rapor hakkında biraz ayrıntılı bir paylaşım yapmak istedim.

Raporda 5 ana başlık altında 258 indikatör sorgulanıyor. Başlıklar Politika ve Taahhütler (Policy & Commitments), Yönetişim (Governance), Tedarik Zinciri İzlenebilirliği (Supply Chain Traceability), Yapabilirlik (Know, Show & Fix) ve Vitrindekiler (Spotlight Issues) şeklinde belirlenmiş. Vitrindeki konular insana yaraşır iş, cinsiyet ayrımcılığı, sorumlu tedarik ve hammadde, aşırı üretim-iş modeli-döngüsellik, su ve kimyasallar, iklim krizi olarak seçilmiş.

Şeffaflık, temel bir konu olarak ele alınıyor, perakendecilerin katılımı ve cevapları bu anlamda ölçüt niteliği taşıyor. Raporun sunumu önemli bulguların özeti ve detaylı başlık analizi şeklinde yapılmış.

Önemli Bulgular

Bu sene de önceki senelerde olduğu gibi değişen performansa rağmen ortalama skorlarda küçük (sadece 2 puan) bir iyileşme var, ortalama skor %26 olmuş, bunu “ifşa edilmenin” olumlu etkisi olarak değerlendiriyorlar. İlk defa iki marka %80 barajını aşabilmiş. İlk defa lüks perakendeciler, diğerlerinden daha büyük gelişme göstermişler.

Her sene olduğu gibi markalar politika ve taahhütleri hakkında, elde ettikleri sonuçlardan daha fazla konuşmuşlar. Politika başlığı ortalaması %53 iken, vitrindekiler başlığı ortalaması %18 de kalmış.

İlk defa markaların %52 si Tier1 (birinci seviye; konfeksiyon üreticileri) tedarikçilerini ilan etmiş. Bu kötü performans aslında tedarik zinciri boyunca yaşanan sıkıntıların “sümen altı” edilebildiğini gösteriyor. “Görmediğimizi düzeltemeyiz!” uyarısı yapılıyor. Markalar sosyal uygunluk sorumluluğunu “tedarikçilerine yıkıyorlar”.

Markaların sadece %11 i satınalma sözleşmelerinde tedarikçilere 60 günde ödeme taahhüdü veriyor. Yine sadece %12 sinde satınalma etiği (responsible purchasing code of conduct) var. Tedarikçiden doğrudan son tüketiciye (B2B-Business-to-Business değil, D2C-direct-to consumer) sevkiyatlarda vergi ve regülasyondan kaçınma avantajı oluşuyor. Moda perakendecilerinin CEO ları aşırı zenginleşirken giysileri üretenlerin adil ücret ihtiyacı yeterince gündeme gelemiyor. Markaların %99 u tedarik zincirindeki çalışanların yaşam ücreti alan oranını paylaşmıyor. Markaların sadece %15 i sendikalı tedarikçilerini listeliyor.

Aşırı üretime kayıtsız kalınıyor, markaların %99 u “koleksiyon sayısını veya model sayısını azaltma taahhüdü vermiyor. Gündemde döngüsellik var ancak markaların %95 i bu dönüşüm esnasında adaleti sağlamak üzere tedarik zinciri çalışanlarının nitelik geliştirilmesi/eğitimi konusunda net bir yaklaşımı yok.

Ormanları koruma konusunda terminli-ölçülebilir taahhüt verebilen markaların oranı %12. 250 markadan iklim kriziyle mücadele için büyümeme (degrowth) taahhüdü veren marka sayısı sadece 2 adet.

Markaların sadece %7 si tedarikçilerinin atık su analizlerini paylaşıyor. Çevre sorunları hakkında tutum beyan edenlerin oranı %49. İnsan hakları ihlallerine karşı tutum beyan edenlerin oranı %66.

Markaların %51 inde sorumlu hammadde kullanım hedefi var ancak %44 ü sorumlu hammaddenin ne olduğunu belirtmiş.

Genel ortalama %26; politika %53, yönetişim %36, izlenebilirlik %23, yapabilirlik %25, vitrindekiler %18 çıkmış. 18 marka sıfır skor yapmış, %84 ü yarı skora ulaşamamış, 4 marka (H&M, Kmart, Target, Benetton) %70-80 ve 2 marka (Gucci, OVS) %80+ skor elde etmiş. Endeks çalışmasına daha uzun süredir katılan markalar daha yüksek skorlara ulaşmış, endeksi iyileştirme fırsatlarını belirlemek için kullanıyor olmalılar…

250 marka arasında tanıdık olanlar var: H&M, M&S, Next, Bestseller, Inditex, LPP, Mango, Carrefour, John Lewis, LC Waikiki, Puma, Nike, Adidas, Primark, Benetton, C&A, Kiabi, Pimkie, Patagonia, ….

Politika ve Taahhütler

Markalar, sonuçlardan ziyade politikalar hakkında konuşuyor. İnsan haklarından ziyade çevresel konulara daha ilgililer. Markaların %30’ dan fazlası sürdürülebilirlik iddialarının desteklenmesi için üçüncü partilerle çalışıyor.

Yönetişim

Mevzuatın çevre ve insan hakları taleplerindeki artışa rağmen yönetim kurullarındaki sorumluluk henüz şeffaf şekilde paylaşılmıyor. Markalar, tedarikçilerini daha yüksek standartlara uymaya zorluyor. 28 AB ülkesinin 18 inde çalışanların yönetimde söz hakkı vurgulanırken İngiltere’ de FTSE All share listelenen 585 firmanın sadece 6 firmasında çalışan temsilcisi var.  “Moda perakendecilerinin yönetim kurulları çok zenginleşirken çevre-insan hak ihlallerinden sorumlu tutulmalıdır” deniliyor.

İzlenebilirlik

Siparişin kaynağı olan Markanın bilinmesi sendikaların elini güçlendiriyor. AB mevzuatının ilerleyişi bu konudaki farkındalığı ve gayreti de artırıyor. Open Supply Hub ID listelendiğinde doğru tesisi açık erişimle görmek mümkün hale geliyor. T1 konfeksiyon üreticiler, baskı-nakış vb yapanlar; T2-T3 dokuma, örme, boya, emprime yapanlar; T4+ iplik, çırçır, hammadde, … şeklinde tanımlanıyor.

Yapabilirlik

AB mevzuatına paralel olarak Markaların Özen yükümlülüğü çabası artıyor. Markaların yayınladığı bilgiler genellikle T1 düzeyinin ötesine geçmiyor.

Vitrindekiler

İnsana yaraşır iş ve satınalma pratikleri

Markalar ve tedarik zincirleri toplum tarafından açık erişimle incelenebilmelidir. Markaların satınalma pratikleri önce tedarikçileri, peşinden çalışanları etkilemektedir. İngiltere’de süpermarketlerde yapılan “Industry Watchdog” uygulamasının bir benzeri moda endüstrisi için de öneriliyor. Moda perakendecisinin Yönetim Kurulu Başkanı sadece 4 günde bir Bangladeşli konfeksiyon işçinin ömür boyu kazanacağı parayı kazanabiliyor!

·        Planlama ve tahmin

o  Marka uygulaması- sipariş miktarında ani değişimler, sipariş/numune onaylarında pazarın eğilimine yakın kalabilmek amacıyla gecikmeler, son dakika değişiklikleri, Pazar eğilimine uygun olarak ani ve “hemen teslim” siparişler

o   Tedarikçi reaksiyonu- Çalışanlar için “makul” çalışma planı hazırlayamamak (fazla mesailer), çalışanların “daha iyi – daha hızlı – daha çok” çalışmaya zorlanması, su-tuvalet-hafta tatili vb dinlenme aralarının kısıtlanması, yevmiyeci gibi sigortasız-iş güvencesiz çalışanların sürece dahil edilmesi

o     Çalışanlara etkisi- aşırı çalışma saatleri, verimsizlik, düşük kalite, hastalık - iş kazası risk artışı, aile hayatının aksaması

·        Maliyet baskısı

o   Marka uygulaması- daha ucuz baskısı, indirim istekleri

o   Tedarikçi reaksiyonu- daha küçük, daha ucuz atölyelere fason iş çıkışı

o Çalışanlara etkisi- parça başı ücret türevleri gibi olumsuz kazanç biçimleri, kaçak atölyelerle beraber denetimsiz ve kötü şartlara açık iş ortamlarının oluşması

·        Ödeme şartları

o   Marka uygulaması- daha ucuz baskısı, indirim istekleri

o  Tedarikçi reaksiyonu- yangın veya iş emniyeti veya mevzuata ilişkin iyileştirmeler için yatırımdan sakınma eğilimi

o  Çalışanlara etkisi- emniyetsiz veya yasal uygunluğu olmayan işyerlerinde kaza-ölüm riski

·        Satınalma süreç yönetimi

o   Marka uygulaması- sipariş iptali, çeşitli sebeplerle reklamasyon, indirim istekleri

o  Tedarikçi reaksiyonu- çalışanların ve diğer tedarikçilerin ödemelerinin gecikmesi, kredi yükünün artması, kredi limiti dolduysa iflas riski

o  Çalışanlara etkisi- stres, tedirginlik, günlük temel ihtiyaçlar için borç bulma sıkıntısı, eğitim-sağlık vb servislere erişimde aksamalar

Cinsiyet ayrımcılığı

Hazır giyim sektöründe doğal olarak çalışanların çoğu kadındır ancak yönetici kadrolarında eşit temsil genellikle yoktur. Ücret farklılıklarına da rastlanılmaktadır.

Sorumlu tedarik ve hammadde

AB mevzuatında Kurumsal Sorumluluk Özen Yükümlülüğü, Kurumsal Sorumluluk Raporlaması, Sürdürülebilirlik İddialarının Dayanağı, Atık Yönetimi, Eko-tasarım, Döngüsel Ekonomi, Artırılmış Tedarikçi Sorumluluğu konuları gündemdedir.

Aşırı üretim – iş modeli - döngüsellik

Markalar döngüsellik uygulamaları hakkında konuşuyor ama sonuçları hakkında bilgi vermiyorlar. Yıllık raporlarında sebep oldukları atık miktarlarını göstermiyorlar. Yeni model sayısı, koleksiyon sayısı azaltılmadıkça aşırı üretim devam edecektir. Neredeyse hiçbir Marka tedarik zincirindeki çalışanlara nitelik kazandıracak yaklaşımlardan söz etmiyor.

Kaynak: Sipliciano, L.; Barry, C.; Williot, D.; Dobles, Y.M.; Luglio, I. Fashion Revolution, Laudes Foundation, June 2023

Talebe dayalı çekme tipi üretim yönetimine dönüşüm süreci: Bir hazır giyim firmasında uygulama / 2024 / makale

ÖZ: Belirsizliğin arttığı bugünün çalışma ortamında perakendecilerin doğru stokları doğru yerde doğru miktarda tutmaları önem kazanmıştır. Doğrusal yöntemlerin değişkenliğe dayanıksızlığı ve tahmin hataları stok yönetimini zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada Hazır Giyim firmalarına talebe dayalı çekme tipi üretim yönetimine dönüşüm için yol haritası önerilmektedir. Demand Driven Material Requirement Planning (DDMRP) uygulamasıyla merkez depodan mağazalara gün aşırı milk-run tarzında tamamlama servisi verilmiştir. Aynı zamanda fabrikanın üretim iş emirleri merkez depodaki DDMRP uygulamasına göre düzenlenmiştir Geleneksel perakende dağıtımı satış tahmini, min-max stok seviyelerine göre otomatik tamamlama ve birim maliyet düşürme amacıyla satınalma-üretim-sevk için parti büyütme esaslıdır. Gelenekselin aksine ürün aileleri bazında yıllık eğilim dışında satış tahmini ve optimizasyon kullanılmadan dinamik stok yönetimi uygulanarak bir yıl içinde üretimdeki akış süresi %33 azaltılmış, yarı mamul stoklar %37 düşürülmüş, mamul stoklarda %17 azalma ve satışlarda %20 artış elde edilmiştir.

Anahtar Kelimeler:  Talebe Duyarlı Malzeme İhtiyaç Planlaması, DDMRP, Dinamik Stok Yönetimi, Bulunurluk, Kısıtlar Teorisi


30 Mart 2024 Cumartesi

Tedarik Zincirinde Direnç Konulu Literatürün Bibliyometrik Analizi / 2024 / makale

ÖZ:
Küreselleşmenin etkisi ve karmaşıklaşan ürün-üretim yapıları nedeniyle tedarik zincirlerinin geleneksel doğrusal yöntemlerle açıklanması giderek zorlaşmaktadır. Literatürde dinamik ortamlara uyumu vurgulayan CAS (Complex Adaptive Systems-Karmaşık Uyumlu Sistemler) yapısı ve direnç konuları birlikte ele alınmamıştır. Bu çalışmanın amacı literatürdeki bu boşluğun tamamlamasına katkı sağlamaktır. Sistematik literatür tarama ve bibliyometrik bilimsel haritalama yöntemleriyle Web of Science veri tabanında üretim odaklı tedarik zinciri özelinde araştırma yapılmıştır. Tedarik zinciri ve direnç konularının akademide son yıllarda ilgi çektiği, CAS yaklaşımının tedarik zinciri ve direnç konularına uygun bulunduğu, önerilen en yaygın analitik doğrulama yönteminin simülasyon olduğu görülmüştür. Bulguların ilgili fakültelerde müfredat güncellemesine ve konuyla ilgili çalışmaların literatürdeki eğilime göre ayarlanmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

Anahtar Kelimeler: CAS, karmaşıklık, direnç, tedarik zinciri, simülasyon

Bağlantı: https://dergipark.org.tr/tr/pub/muhendismakina/issue/83847/1461058

 

Stok Yönetiminde Min/Mak, Ekonomik Sipariş Miktarı ve DDMRP Politikalarının Simülasyonla Kıyaslaması / 2024 / makale

ÖZ: Tedarik zincirleri artan değişkenlik ve belirsizlikten olumsuz etkilenmektedir. Çalkantılı piyasalarda üretim ve stok yönetimi için deterministik-doğrusal-itme tabiatlı MRP (Material Requirement Planning) yöntemleri beklenen performansı karşılamakta zorlanmaktadır. Bu zorluğu aşmak üzere Dinamik-çekme tabiatlı Talebe Duyarlı MRP (DDMRP-Demand Driven Material Requirement Planning) yöntemi önerilmiştir.

Bu çalışmada Goldratt Research Labs tarafından AnyLogic üzerinde hazırlanan Hannah’s Shop paket simülatörüyle değişkenlik olmayan ideal şartlarda, farklı ölçülerde değişkenlik içeren şartlarda, mevsimlik dalgalanma ve tedarik kapasite kısıtlarıyla 4 farklı kategorideki 10 ürün için MRP tabanlı min/maks ve ekonomik sipariş miktarı (EOQ-Economic Order Quantity) politikalarıyla Talebe Duyarlı MRP arasında operasyonel ve finansal kriterlerde kıyaslama yapılmıştır.

Simülatör denemelerinde değişkenlik artarken DDMRP yönteminin, EOQ ve min/maks yöntemlerine göre daha yüksek performans sağladığı gözlenmiştir. Ancak sık sevkiyat gerektirmesi nedeniyle kaynak kısıtları görülebilecektir.

DDMRP yönteminin hammadde veya mamul stok yönetimi için Tedarik Zincirinin bir kısmı veya tamamında kullanılma potansiyeli vardır. Özellikle çalkantılı piyasalarda ve stok tutma kapasitesi veya bütçesi sınırlı olan KOBİ’lerde stok yönetim stratejisi belirlemeye yardımcı olacaktır.

Kullanılan simülatör sektör uygulamacılarına mevcut iş ortamlarına en yakın kurguya benzeterek EOQ - min/maks yöntemleriyle DDMRP yöntemlerini karşılaştırma fırsatı vermektedir. Yöntemin tekrarlanabilir olması, pandemi ve tedarik zinciri kırılmaları sonrasında görülen kıyaslama yapma ihtiyacını karşılayacaktır.

Anahtar Kelimeler: MRP, DDMRP, Ekonomik Sipariş Miktarı, Stok Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi, Simülasyon

JEL Sınıflandırması: M11

Bağlantı: https://dergipark.org.tr/tr/pub/yonveek/issue/83582/1286214