27 Ekim 2015 Salı

Siyah Kuğu / Nassim Nicholas Taleb / 2007 / kitap özeti-geniş



Giriş: Kuş Tüyleri Üzerine

Avustralya’nın keşfinden önce, Eski Dünya’ da, bütün kuğuların beyaz olduğuna inanılırdı. Görülen ilk siyah kuğu gözlem ve deneylere dayalı öğrenmenin ciddi boyuttaki sınırlamalarını ve bilgilerimizin kırılganlığını ortaya çıkardı. Milyonlarca beyaz kuğu, kuğuların tamamen beyaz olduğunu ispatlamaya yetmez ama bir tek siyah kuğu aksini ispatlamaya yeter!








Siyah Kuğu olgusunun üç temel özelliği vardır:
  1. Olağan beklentilerin dışındadır, sıradışıdır, çünkü geçmişte olabilirliğine dair hiçbir işaret görülmemiştir.
  2. Olağanüstü bir etki gücüne sahiptir.
  3. Beklenmedik olmasına rağmen insan doğası bizi, söz konusu olguyu ortaya çıkışından sonra açıklanabilir ve öngörülebilir hale getirecek bir takım açıklamalar bulmaya yöneltir.
Örnekler: Sanayi Devrimi, İkinci Dünya Savaşı, Sovyet Blokunun çöküşü, radikal islamın etkisi, iphone, …


Siyah Kuğu mantığı, bilmediklerinizi bildiklerinizden çok daha önemli kılar. Sıradışı olayları öngörememek, tarihin akışını da öngörememek demektir. Yine de bizler sanki öngörebilir, hatta değiştirebilirmişiz gibi davranırız.
Siyah Kuğuya maruz kalan ortamlarda tahmin yapamayız, aslında bunun farkında dahi olmayız. Siyah Kuğular öngörülemediğine göre, safça onları öngörmeye çalışmak yerine varlıklarına alışmamız gerekir.


Bildiklerimize aşırı odaklanmaktan kaynaklanan bir başka kusurumuz daha var: geneli değil, kesin olanı öğrenmeye eğilimliyiz. Düşünmek öylesine zaman ve enerji tüketen bir şey ki, atalarımız yüz milyon yılı aşkın bir zamanı düşünmeyen memeliler olarak geçirmişler. Bilmediklerimizin değerinden bahsederken gördüğümüz ters mantık: önlemin tedaviden daha gerekli olduğunu herkes bilir, fakat önlemler pek ödüllendirilmez.
Nadir görülen şey = belirsizlik. Aslında normal olan çoğu zaman önemsizdir. Çan Eğrisi büyük sapmaları göz ardı eder, onlarla uğraşmaz, ama yine de bizi belirsizliği hafiflettiğimize inandırır

Bir Kuşkucu Deneycinin Çıraklığı
İnsan zihninin tarihle temasa geçerken sergilediği üç kusur vardır:
  1. Anlatı yanıltmacası, yani düşündüğümüzden daha karmaşık (veya rastlantısal) bir dünyada neler olup bittiğini bildiğimizi zannetmemiz
  2. Geriye dönük çarpıtma, yani meseleleri ancak olay olduktan sonra, sanki dikiz aynasındaymış gibi değerlendirmemiz
  3. Olgusal bilgiye fazla değer biçilmesi ve yetki sahibi, bilgili insanların, özellikle kategoriler yaratırken –“Platonikleştirirken” – yaşadıkları handikap.
Tarih ve toplumlar emeklemez, sıçrama yaparlar. Ciddi bir titreşim hissettirmeden, bir kırılmadan diğerine geçerler. Yine de bizler öngörülebilir, küçük aşamalar halinde ilerlemeye inanmak isteriz.

Spekülatör ve Fahişe
Evrim ölçeklenebilir: (şans eseri veya hayatta kalma avantajıyla) kazanan DNA, tıpkı çoksatan bir kitap ya da başarılı bir plak gibi kendini çoğaltacak ve gitgide yayılacaktır. Diğer DNA ise yok olacaktır.


Küreselleşme, Birleşik Devletlere bir şeyin yaratıcı yönlerinde, konseptlerle fikirlerin üretiminde, yani ürünlerin ölçeklenebilir kısmında uzmanlaşma ve gitgide artan oranlarda işleri ihraç ederek daha az ölçeklenebilir unsurlarını ayırıp yevmiyeyle çalışmaktan memnun olanlara devretme imkânı tanımıştır.
Halk arasından rastgele seçilmiş 1,000 kişiyi bir stadyuma toplayalım. Düşünebileceğiniz en kilolu (örneğin 250kg) insan da bunların arasında olsun. Grubun toplam ağırlığındaki payı kabaca %0,5 ile ihmal edilecek boyuttadır, adam 250kg dır ve onu fark bile edemezsiniz! Bu olgudan ütopya ülkesi VASATİSTAN olarak söz edeceğim: Örnek grubumuz büyükse, tek bir örnek bütünü veya toplamı önemli oranda değiştirmeyecektir. En büyük olgu etkileyici ama toplam açısından önemsiz olacaktır.

Şimdi bu 1,000 kişinin net varlığını ele alalım. Aralarında Bill Gates de olsun. Bill Gates’ in varlığını yaklaşık seksen milyar dolar ve diğerlerinin toplamının yaklaşık birkaç milyon dolar olduğunu varsayın. Bill Gates toplam varlığın %99,9 unu temsil edecektir. Birinin ağırlığıyla böyle bir pay oluşturabilmesi için yirmi milyon kilogram olması gerekir! Bunu da ütopya ülkesi AŞIRİSTAN olarak anlatacağım. Aşıristan’ da eşitsizlikler öyle bir boyuttadır ki, tek bir örnek bütünü veya toplamı orantısız biçimde etkileyebilir.
Kilo, boy, kalori tüketimi Vasatistan’a özgü, servet ise değildir. Neredeyse tüm sosyal konular Aşıristan’ a özgüdür. Diğer bir deyişle, sosyal nicelikler enformasyoneldir, fiziksel değil; onlara dokunamazsınız. Banka hesabındaki para önemlidir ama fiziksel değildir, sadece bir sayıdır.

Vasatistan’ da yaşıyorsanız yaptığınız ölçümler konusunda rahat olabilirsiniz, ancak ölçtüğünüz şeyin Vasatistan’ a ait olduğundan emin olmalısınız. Siyah Kuğu ile karşılaşmazsınız. En uç örnekler bile ortalamanızı bozmaz. Verilerden edinebileceğiniz bilgiler, enformasyon arttıkça hızla çoğalır. Oysa Aşıristan’ da tek bir örnek bile her şeyi değiştirebilir, ne kadar bilgi toplasanız da emin olamazsınız.
Vasatistan
Aşıristan
Ölçeklenemez, tipik üyesi vasattır.
Ölçeklenebilir, tipik üye yoktur.
Kazananlar pastanın küçük bir kısmını alır.
Kazananlar neredeyse hepsini alır.
Daha çok geçmiş zamanda rastlanır.
Daha çok modern dünyada rastlanır.
Siyah Kuğu etkisi yok
Siyah Kuğu etkisi var
Genellikle fiziksel nicelikler içindir
Genellikle sayısal (bilgi) değerler içindir.
Bir süre gözlem yapmak anlamak için yeterlidir
Neler olup bittiğini anlamak uzun zaman alır
Gördüklerinize dayanarak tahmin edebilirsiniz
Gördükleriniz yetmez, tahmin edemezsiniz
Tarih emekler
Tarih sıçramalar yapar
Olaylar Çan Eğrisi vb göre dağılım gösterir
Dağılımın hesaplanabilir ölçüsü yoktur


Binbir Gün ya da enayi Olmamanın Yolu
Bertrand Russel Tümevarım konusunu hindi meseliyle sorgulamıştır. Yemi her gün aksatılmadan verilen bir hindi düşünün. İnsan’ ın dost olduğuna dair inancı her gün daha da pekişecektir. Oldukça doğrusal tarzda artan bir inanç olmasına rağmen üçüncü yılın şükran gününde başına gelenler hindinin bu inancını sorgulamasını gerektirecektir!


Hindi açısından bakıldığında binbirinci günde yem verilmemesi bir Siyah Kuğudur. Kasap açısındansa beklenmedik bir durum olmadığından Siyah Kuğu değildir.
Siyah Kuğu körlüğümüzün diğer sonuçları:
  • Görülmüş olanın seçilmiş kısımlarına odaklanıp, buradan görülmemiş olana genelleme yapıyoruz: teyit hatası
  • Kesin örneklere olan Platonik susuzluğumuzu gideren öykülerle kendimizi kandırıyoruz: anlatı yanıltmacası
  • Siyah Kuğu yokmuş gibi davranıyoruz: insan doğası Siyah Kuğular için programlanmamış
  • Her şey gördüklerimizden ibaret değil. Tarih bizden Siyah Kuğuları saklıyor ve bu olayların olasılıklarına ilişkin yanlış bir fikir veriyor: sessiz delilin çarpıtılması
  • “At gözlüğüyle bakıyoruz”: Yani, belirsizliğin iyi tanımlanmış birkaç kaynağına, Siyah Kuğuların çok özgül bir listesine odaklanıyoruz (böylelikle kolayca akla gelmeyen diğerlerini göz ardı etmiş oluyoruz)
Teyit, Meyit!

Birini cinayet işlerken görürsem, onun bir katil olduğundan eminim ama cinayet işlemediği bir anda görürsem masum olduğundan emin değilim.
“Biz” derken, belirsizliğin disiplinimiz olduğunu ve enformasyonun yetersiz olduğu koşullarda nasıl davranmak gerektiğini anlamanın en acil ve en önemli insan uğraşı olduğunu düşünen deneysel karar alıcıları kastediyorum.

Anlatı Yanıltmacası
Enformasyon, küçültülmeyi ister. Enformasyon edinmek, depolamak ve yönlendirmek-yeniden kullanmak pahalıdır.


Enformasyon ne denli rastlantısalsa çapı da o denli büyüktür, dolayısıyla özetlenmesi zordur. Ne kadar özetleyebilirseniz o kadar düzene girer, rastlantısallığı o kadar azalır. Bu yüzden bizi basitleştirmeye iten koşul, dünyanın gerçekte olduğundan daha az rastlantısal olduğunu düşünmemize neden olur. Siyah Kuğu, basitleştirilenlerin dışında bıraktığımız şeydir.
Eylemlerimiz (kabaca) Sistem 1 – deneysel ve Sistem 2 – bilişsel olarak ikili bir düşünme tarzına ayrılır. Daniel Kahneman’ ın araştırmasına dayanır.

Sistem 1, deneyseldir, çaba gerektirmez, otomatik, hızlı, muğlaktır (kullandığımızın farkında olmayız), paralel işler ve hatalara açıktır. Sezgidir, duygusaldır. Malcolm Gladwell, Blink adlı kitabında bunu anlatır.
Sistem 2, bilişseldir, düşünmeyi gerektirir, gerekçeli, mantıklı, sıralı, özbilinçlidir. Deneysele göre daha az hata içerir, düzeltmesi daha kolaydır.


Muhakeme hatalarının çoğu Sistem2 yi kullandığımızı sanarken farkında olmadan Sistem1 i kullanmamızdan kaynaklanır. Tabiat Ana bir meseleyle karşılaştığınızda sizi hızlı olan Sistem1 i kullanmaya iter, böylece hayatta kalmanızı kolaylaştırır.
Vasatistan’ da anlatılar iş görür, geçmişi incelemk aradığınız cevapları gösterebilir. Ancak Aşıristan’ da tekrar yoktur, sinsi geçmiş aldatır, tahmin edilemez. Anlatı Yanıltmacasının zararlarından kurtulmanın yolu, deney yapmayı hikâye anlatmaya, deneyimi tarihe, klinik bilgiyi de teorilere üstün tutmaktan geçer.


Umudun Kıyısında Yaşamak
Dünya, genetik yapımızın yetişemediği bir hızla değişti. Çevremize yabancılaştık.


Duygusal donanımımız doğrusal nedenselliğe göre tasarlanmıştır. Her gün çalışırsanız daha çok öğreneceğinize inanırsınız. Böyle olmazsa moraliniz bozuluverir. Dünya düşündüğümüzden, ya da bilim adamlarının düşünmek istediklerinden daha az doğrusaldır.
Doğrusal ilişkiler istisnadır. Yalnızca sınıflarda, ders kitaplarındadır, çünkü anlaşılması kolaydır. Her gün tenis oynarsınız, hem de hiçbir gelişme olmadan. Sonra, birdenbire profesyonelleri yenmeye başlarsınız. Platonik bir fikir olan doğrusal ilerleme norm değildir.

Tabiat ana bizleri güzel, küçük fakat sık tekrarlanan ödüllerin düzenli akışıyla tatmin olmaya yöneltmiştir. Belirttiğim gibi, ödüllerin büyük olması şart değildir, sık olması yeterlidir.
İnsanlara ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemlidir.


Giacomo Casanova’nın Hiç Eksilmeyen Şansı: Sessiz Delil Sorunu
Cicero bir öyküsünde ateist Diagoras’a dua eden ve gemi kazasından sağ kurtulanların resmini gösterir. Diagoras sorar:”Peki dua edip, sonra boğulanların resimleri nerede?” Buna sessiz delil sorunu denir.


Bir eylemin hem olumlu hem olumsuz sonuçları eyleyenin üzerinde kalsa öğrenmemiz çok daha hızlı olurdu.
Şans eseri buraya kadar gelmiş olmamız aynı riskleri almaya devam etmemiz anlamına gelmiyor.


Platonik körlüğün diğer bir tezahürü de odaklanmadır. Eğer saat tamircisiyseniz bu iyidir. Fakat belirsizlikle ilgileniyorsanız kötüdür.
Öngörü skandalı


Epistemik kibrin çift yönlü bir etkisi vardır: bildiklerimizin değerini abartır ve olası belirsiz durumların aralığını daraltarak (yani, bilinmeyenin alanını küçülterek) belirsizliği hafife alırız.
Birine ne kadar çok enformasyon verirseniz, süreç boyunca o kadar çok varsayım üretecek ve durumu kötüleşecektir. Daha fazla rastgele sinyal alacak ve bunu enformasyon sanacaktır. Saat başı radyodan haber dinlemek sizin için haftalık bir dergi okumaktan daha kötü olacaktır, çünkü zaman aralığının uzaması enformasyonun süzgeçten geçirilmesine imkân tanır.

Uzmanların sorunu, neyi bilmediklerini bilmemeleridir. Bilgisizlik ve bilginizin niteliği konusunda yanılma bir araya gelir; daha az bilmenize yol açan süreç, bilginizle yetinmenize de yol açar.
Tahmincilerimiz olağan şeyleri öngörmekte başarılı olabilirler, fakat sıra olağandışına gelince başarısızlık kaçınılmazdır. Kendilerine farklı bir oyun oynadıklarını söylerler, sıradışı olmasına atfen suç bende değil derler, neredeyse biliyordum diye yorumlarlar.


Yaşam süresi Vasatistan’a özgüdür, ne kadar çok yaşarsanız, yaşama olasılığınız o kadar düşer. Ancak söz konusu olan bir projenin tamamlanma süresiyse durum değişir, Aşıristan’a gelmişiz demektir, geciktikçe, gecikme olasılığı artacaktır.
Hata payı genellikle ihmal edilir. Ortalama derinliği bir metre olan nehri yürüyerek geçmeye kalkışmamalısınız. Değişkenlik önemlidir. Tahmin vadesi uzadıkça hata payı artar. Tahmin yapılan değişkenlerin rastlantısal yapısını algılayamamak hatayı büyütür.

Lütfen okul otobüsünü gözü kapalı sürmeyin.


Kuş Pisliği Nasıl Aranır?
Poincare, doğrusalsızlık tanımını yapmıştı. Bu fikir zaman içinde Kaos Teorisine dönüştü. Lorenz, meteorolojide Poincare’ in bulgusunu tesadüfen tekrar doğruladı.

Platonik; yukarıdan aşağıya, formülcü, kapalı zihinli, kendine hizmet eden ve maddeleşmiş olandır. A-platonik; aşağıdan yukarıya, açık zihinli, kuşkucu ve deneyci olandır.
Bir Hayal: Epistemokrasi
Öyle bir ülke olsun ki, her şeye kuşkuyla yaklaşılsın, hiçbir şey kesin olmasın. İşte bu ülkeye Epistemokrasi diyeceğim.


Geçmişe “benzer” bir geleceği hayal etmemizin tek yolu, geçmişin tam bir izdüşümü olacağını, dolayısıyla öngörülebileceğini varsaymaktır. İlyada’ da söz edilen Helenus, farklı türde bir kâhindi. Helenus, geçmişi en ufak bir ayrıntısından dahi haberdar olmadan büyük bir kesinlikle öngörebiliyordu; o, geriye doğru tahmin yürütüyordu.
Ressam Appeles ya da Öngöremezseniz Ne Yaparsınız?


Öncelikle, beklenmedik pozitif ve negatif olayları birbirinden ayırt edin. Esas olan etkinin büyüklüğüdür.
Kesin ve yerel olanın peşine düşmeyin. Dar görüşlü olmayanın. Şans, hazırlıklı olanlar için iyidir.
Her fırsatı, ya da fırsat gibi görünen her şeyi yakalayın. Ne kadar çok denerseniz o kadar çok kazanma şansınız olur.
Hükümetlerin kesin planlarından sakının. Çok önemsemeyin.
Tahminciler, borsa analistleri, ekonomistler ve sosyal bilimcilerle mücadele ederek zamanınızı boşa harcamayın.
Vasatistan’ dan Aşıristan’ a ve Geriye
Dünya Aşıritan’a gitgide daha fazla yöneliyor, Vasatistan’ ın etkisi giderek azalıyor.


Matta İncilinde (matta 25:29) “Kimde varsa ona daha çok verilecek ve o, bolluk içinde olacak; ama kimde yoksa kendisinde olan da elinden alınacak” der, doğal seleksiyonu çağrıştırır. Sosyolojide buna “kümülatif avantaj” denir.
Aşıristan’ da kimse güvende değildir, kazanıyor olmanız kazanacağınızı garanti etmez. Tümüyle yok olacağınız da iddia edilemez. Kapitalizm, başka şeylerin yanı sıra, şansa fırsat tanıması nedeniyle dünyanın yeniden canlanma aracıdır. Şans büyük bir eşitleyicidir, çünkü herkes ondan yararlanabilir.
Ekonomide ve sosyal hayatta giderek belirginleşen bir ağ formasyonu var. Bu ağların bazı noktaları birincil önemdeki kesişme veya birleşme noktalarıdır. Ağlar ufak tefek çalkalanmalara dayanıklıdır ancak birincil noktalardaki bir aksamanın yıkıcı sayılabilecek ölçüde önemli sonuçları olacaktır.
Büyük Entelektüel Sahtekârlık: Çan Eğrisi
Gausçu yöntemin ana fikri, çoğu gözlemin vasatın, ya da ortalamanın etrafında toplanmasına dayanır; ortalamadan uzaklaştıkça sapma olasılığı katlanarak azalır.
Boy uzunluğuyla ilgili bir örneğe bakalım. Ortalama boy 1,67metre ve sapma birimi 10cm olsun.
  • Ortalamadan 10cm uzun, yani 1,77m den uzun olasılığı…. 1 / 6
  • Ortalamadan 20cm uzun, yani 1,87m den uzun olasılığı…. 1 / 44
  • Ortalamadan 30cm uzun, yani 1,97m den uzun olasılığı…. 1 / 740
  • Ortalamadan 40cm uzun, yani 2,07m den uzun olasılığı…. 1 / 32,000
  • Ortalamadan 50cm uzun, yani 2,17m den uzun olasılığı…. 1 / 3,500,000
  • Ortalamadan 60cm uzun, yani 2,27m den uzun olasılığı…. 1 / 1,000,000,000
  • Ortalamadan 70cm uzun, yani 2,37m den uzun olasılığı…. 1 / 780,000,000,000
  • Sadece 10cm lik ilave fark olasılığı bir milyarda birden, yediyüzseksenmilyarda bire düşürüyor!
  • Bu hızlı düşüş, sıra dışılığı göz ardı etmeye yol açar. Böylesi bir düşüşü yalnızca bir eğri verebilir, o da çan eğrisi ve türevleridir.
  • 4 sigmalık bir hareketin olasılığı; 4,15 sigmalık bir hareketin iki katıdır. Yani sigma belirlenirken yapılan küçük bir hata sonucu önemli ölçüde etkiler.
Avrupa’daki zengin olma olasılığını (zenginlik ölçeklenebilir olduğu için) Mendelbrotçu yorumlayalım.
  • Net varlığı 1 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 63
  • Net varlığı 2 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 250
  • Net varlığı 4 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 1,000
  • Net varlığı 8 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 4,000
  • Net varlığı 16 milyon avrodan yüksek olanlar... 1 / 16,000
  • Burada düşüş hızı sabittir. Para miktarı ikiye katlandığında (kaç para olursa olsun) olasılık 4 kat azalmış olur. Bu Vasatistan ile Aşıristan arasındaki farktır.
Ölçeklenebilir, sizi yavaşlatacak bir pruva rüzgârının olmaması demektir. Servetin aşırı yoğunlaştığı bir senaryoda olasılıklar dörtte birine değil, yarısına iner ancak aynı mantık geçerlidir. Serveti Gausçu yorumlasaydık;
  • Net varlığı 1 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 63
  • Net varlığı 2 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 127,000
  • Net varlığı 4 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 14,000,000,000
  • Net varlığı 8 milyon avrodan yüksek olanlar…. 1 / 886,000,000,000,000,000
  • Bu listelerle göstermek istediğim şey, paradigmalardaki niteliksel farklılıktır. İkinci paradigma ölçeklenebilir, güç yasaları geçerlidir.
Gausçu çan eğrisiyle, diğer paradigmadaki Mendelbrotçu eğrisi arasındaki fark değişme hızıdır.


Gausçu çerçevede sapmalar büyüdükçe eşitsizlik azalır. Mendelbrotçu çerçevede aynı kalır. ABD’ de rastgele seçilen İki kişinin yıllık gelir toplamı 1,000,000 USD iken Vasatistan’ da makul dağılım 500,000 USD kişi başına gibidir. Aşıristan’ da  50,000 USD ve 950,000 USD dağılımı tuhaf karşılanmaz.
80/20 kuralı mecazidir, toplamın 100 olması gerekmez, iki ayrı değer kümesi söz konusudur. ABD’ de kitap satışlarında bu oran 97/20 şeklindedir. Yani kitap satışlarının %97 si, yazarların %20 sine aittir.

Çan eğrisine dayalı belirsizlik ölçümleri, ani sıçrama ve kesintilerin olasılığını ve etkisini göz ardı eder; bu yüzden de Aşıristan’ a uyarlanamaz. Bu ölçümleri kullanmak, çimenlere odaklanıp (devasa) ağaçları hesaba katmamak gibidir. Öngörülemeyen büyük sapmalar, nadir de olsa sıra dışı olarak bir kenara itilemezler; çünkü kümülatif olarak yaratabilecekleri etkiler son derece büyüktür.
Gausçu yaklaşımdan, en büyük değerin ortalamadan çok uzak olmaması için mantıklı bir nedenin bulunduğu değişkenlerde faydalanabiliriz. Fiziksel sınırlamalar bizi Vasatistan’ a götürür. Koşullar dengeden sapma gösterdikten sonra, her şeyi hızla eski haline getiren büyük dengeleyici güçler varsa, yine Gausçu yaklaşımı kullanabilirsiniz. Yoksa, boşverin gitsin. Ekonomi biliminin büyük oranda denge kavramına dayanmasının nedeni budur: Diğer faydaların yanı sıra, ekonomik olguları Gausçu biçimde ele almanıza imkân tanır.

Vasatistan’ da popülasyon büyüdükçe ortalama daha hakim hale gelir, değişkenlik daha da azalır; büyük sayılar yasası olarak da bilinir. Standart sapma kavramı, Vasatistan’ ın dışında hiçbir anlam ifade etmez.
Benzer şekilde Gausçu sistem dışında ya çok az ya da hiçbir önem taşımayan başka kavramlar da vardır: Korelasyon, regresyon. İstatistiksel olarak anlamlı tabirini kullanıyorsanız, kesinlikle yanılsamalara dikkat ediniz. Muhtemelen birisi kendi gözlem hatalarına bakıp Gausçu olduklarını varsaymıştır; bunun kabul edilebilir olması için Vasatistan gereklidir.

Kafanıza bir çan eğrisi yerleştirdiğinizde ondan kurtulmanız güçtür.
Standart sapmanın, ortalama sapma olup olmadığını dahi anlamaya çalışmayın. Değildir ve standart sapma terimini kullanan çok (fazla sıyla çok) sayıda insan bu hususu anlamaz. Standart sapma, yalnızca şeyleri ölçeklendirdiğiniz bir sayıdan ibarettir, olguların Gausçu olması koşuluyla, salt bir uygunluk ilişkisi meselesidir.
Vasatistan’ da büyük sapmalar o kadar nadirdir ki, toplamı etkileyemezler. Vasatitan’ daki rahatlatan varsayımlar:
  1. Bağımsızlık: Tercihli bağımlılık ve kümülatif avantaj gibi sebeplerle gerçek dünyada olgular genellikle birbirlerinden tamamen bağımsız değildir, ağ yapısı bağımlılıkları artırır.
  2. Stabilite: Değişkenin dağılımının ortalama etrefında ve sınırlı olduğu sanılır ancak gerçek hayatta değişkenlik vardır, ciddi ölçüdedir.

Raslantısallığın Estetiği
Dağlar üçgen veya piramit değildir; ağaçlar daire değildir düz çizgilere hemen hiçbir yerde rastlanmaz. Tabiat ananın geometrisi pütürlüdür, kendine özgü ve anlaşılması kolay bir mantığı vardır.

Mendelbrot, fraktal terimini, pütürlü ve parçalanmış olanın geometrisini tanımlamak üzere türetti. Fraktallik, geometrik şekillerin farklı ölçeklerde yinelenerek kendilerinin gitgide daha küçük versiyonlarını ortaya koymasıdır. Küçük parçalar büyük oranda bütüne benzer. Cismin boyutları değiştiğinde niteliksel anlamda bir değişim olmaz. Özyinelemeli, bir şeyin kendisine sonsuz kez yeniden uygulanabilmesi demektir.
Yerdeki halıya mikroskopla bakarsın çok engebeli, büyüteçle bakarsanız engebeli, uzaktan bakarsanız düzgün göreceksiniz. Bu Vasatistan’ daki büyük sayılar yasasıdır. Oysa ki, Fraktal, farklı ölçeklerde (bir dereceye kadar)  korunan sayısal ya da istatistiksel ölçümlere sahiptir; Gausçu modelin aksine orantı aynıdır.


Locke’ un Delilleri, ya da Yanlış Yerlerdeki Çan Eğrileri
İnsanlara Vasatistan’ a özgü yöntemler öğretiyoruz, sonra da onları Aşıristan’ da kaybolmaya bırakıyoruz. Bu tıpkı bitkiler için ilaç geliştirip, insanlara uygulamaya benziyor.

Platonik Yaklaşım
a-Platonik Yaklaşım (kuşkucu deneycilik)
İçe dönüktür
Dışa dönüktür
Modeller yüceltilir
Bilmemeye saygı duyulur
Yukarıdan aşağıya
Aşağıdan yukarıya
Kesinlik vardır
Belirsizlik vardır
Bilimsel, kitaptan pratiğe doğru gidiş
Pratik, gözlemden kitaba doğru gidiş
Vasatistan’ la başlar
Aşıristan’ la başlar
Tamamen haklı olmak ister
Kısmen hakılık yeter


Yarı Yarıya, ya da Siyah Kuğuyla Hesaplaşmanın Yolu
Çok sayıda veri doğrulama getirmez, ama tek bir veri yanlışlayabilir. Bir yanım Siyah Kuğulardan nefret eder, diğer yanım onları sever. Kendi işlerimi yürütürken bir yarım hiper-muhafazakâr, bir yarım ise hiper-saldırgandır. Mahçup duruma düşmekten çok, bir fırsatı kaçırmaktan korkarım. Bir modeldeki bir hata bana fayda sağlayabilecekse çok atılgan, zarar verebilecekse paranoid olurum. Bir treni kaçırmak ancak peşinden koşarsanız acı verici olur!  


Annelerin En Yaşlısı ve En Akıllısı Olan Tabiat Anadan Öğrenmek
Tabiat Ana üç tip fazlalık sever:
  • Savunucu fazlalık: yedek parça, çift göz, çift böbrek gibi. Bilinçli korunan kapasite fazlası gibi. Tam zıddı naif optimizasyondur. Tabiat Anayı ekonomistlere verseydik, ayrı ayrı böbreklerden vazgeçerdi: çünkü onlara sürekli ihtiyacımız yok, bizimkileri satıp merkezi bir böbreği ortaklaşa kullanmamız daha verimli olurdu. Tabiat Ana evrimi kısıtladığı ve hayvanları güçten düşürdüğü için aşırı uzmanlaşmadan hoşlanmaz.
  • Fazla büyüklük: Şirketler büyüdükçe optimize edilmeleri gerekecek ve evrime dayanıklılıklarını yitireceklerdir. Dinazorlar aşırı büyümenin sonuçları hakkında fikir verebilir.
  • Fazla bağımlılık ve küreselleşme: Biyolojik, kültürel ya da ekonomik. Olası riskin gerçekleşmesi halinde hasarı büyütür, evrime dayanamaz, kırılganlaşır.


Modern Felsefe Tarihindeki (Belki de) En Yararlı Sorun
Karmaşık bir alanın özelliği şudur: hem zamansal (değişkenlerden biri geçmiş değişimlerine bağlıdır), hem yatay (değişkenler birbirlerine bağlıdır), hem de çapraz (A değişkeni B değişkeninin geçmişine bağlıdır) öğeler arasındaki karşılıklı bağımlılık derecesi yüksektir. Dolayısıyla Gausçu merkezi limit teoremini engelleyen olumlu döngüler de görülür. Bu da doğrusalsızlık demektir. Karmaşıklık Aşıristan’ ı ima eder (aksi her zaman doğru değildir).

Siyah Kuğuya Dayanıklılık
Bilgelik önerileri:
  • Zamana ve gözünüze sokulmayan bilgiye saygı gösterin.
  • Optimizasyondan kaçının; fazlalığı sevmeyi öğrenin, aşırı uzmanlaşmayın.
  • Küçük olasılıklı –ama ille de sıradan olmayan- neticeleri öngörmekten kaçının.
  • Uzak olayların “atipikliğinden” sakının.
  • Prim ödemelerinin ahlâki rizikosundan sakının.
  • Bazı risk ölçü birimlerinden sakının.
  • Siyah Kuğunun olumlusunu, olumsuzunu ayırt edin.
  • Hareket olmamasını risk olmamasıyla karıştırmayın.
  • Risk sayılarının sunumundan uzak durun.
Ekonomik yaşamda dayanıklılık ilkeleri:
  • Kırılgan olan, erkenden ve henüz küçükken kırılmalıdır.
  • Kayıplar sosyalleştirilmemeli ve kazançlar özelleştirilmemelidir.
  • Gözleri bağlı olarak bir okul otobüsü süren (ve kaza yapan) kişilerin eline asla yeni bir otobüs verilmemelidir.
  • “Teşvik” primi alan birinin bir nükleer tesisi –ya da finansal risklerinizi- yönetmesine izin vermeyin.
  • Karmaşıklığı basitlikle telafi edin.
  • Çocuklara dinamit çubukları vermeyin, üstlerinde uyarıcı bir etiket olsa bile.
  • Söylentilere aldırmayın. Hükümetlerin “güveni yeniden tesis etmesi” asla gerekmemelidir.
  • Bir bağımlı yoksunluk sancıları çekiyorsa ona uyuşturucu vermeyin.
  • Yurttaşlar bir değer deposu olarak mali varlıklara bağımlı olmamalı ve emeklilikleri konusunda hatalı olabilecek “uzman” tavsiyesine bel bağlamamalıdır.
  • Kırık yumurtalarla bir omlet yapın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme