1 Şubat 2021 Pazartesi

Limit Sizsiniz / Mümin Sekman / 2008 / kitap özeti

Mentim Birkan Balcı'nın armağanıdır. 

Kitap başarı konusuna birçok perspektif ve bakış açısıyla yaklaşıyor. Girişte “Şu hayatı nasıl yaşamalı?” sorusu ile okuru sorgulamaya itiyor yazar. Ardından içlerinden birçok ders çıkarılabilecek öyküler ve hayat hikayelerinden bahsediyor.

En çok ilgimi çeken “Minik Serçe’nin” hayat hikayesi oldu. Sezen Aksu’nun Sezen Aksu olmadan önce yaşadığı zorlukları anlatan bu hayat hikayesi insana başarısızlığın başarıya giden yoldaki ilk adım olduğunu kanıtlar nitelikte. Günümüzde adını ve şarkılarını sık sık duyduğumuz, çabaları sonucunda Eurovision’a kadar yükselen sanatçının hayat hikayesi bende kendisine karşı derin bir saygı hissi uyandırdı.

Bir diğer hikâyede ise yazar okurlara bir kişilik eşleştirmesi yaptırıyor. Hikâyede kralın labirente hapsettiği ve oradan kurtulmak için ne gerekli cesareti ne de tekniği bulunan kurbanlar, kendi kanatlarıyla yükselmesinin kontrolünü kaybeden deli cesaretine sahip İkarus karakteri, babası Daidalos kanatları tasarlayan zekaya ve yeteneğe sahip ancak fazla cesareti bulunmayan mantıklı dengeci bir profil, bir de alfa karakter olarak niteleyebileceğimiz hem akla hem cesarete hem de bunların arasındaki dengeye sahip Thesseus bulunuyor. Yazar ilk önce burada kendimizi hangi gruba koyduğumuzu soruyor ve bu kitabın amacının okuyucularda buradaki cesur, mantıklı, tutkulu profillerin altın karmasını oluşturmak olduğunu anlatıyor.

Kişinin önündeki engelleri ve o engellere olan bakış açısını anlatan yavru şahinin hikayesi de oldukça etkileyiciydi. Tutku ve cesaretine hakim olamayan yavru şahin erken vakitte yuvasından uçuş denemesine kalkışıyor. Hızla yere çakılmasına ramak kala anne çaylak kuş yavru şahini yakalayıp kendi yavrularıyla beraber büyütüyor. Zamanla büyüdüğü yere ait olmadığını anlayan kuş üvey annesinin isteği doğrultunda yuvada kalmak ya da hayallerine uçmak arasında bir seçim yapıyor ve hayallerinin peşinden giderek yuvadan uçuyor. Yazar burada yavru şahinin yaşadıklarını gerçek hayata çok güzel uyarlamış. Yavru kuşun atlayışı sırasında anne çaylak tarafından yakalanmasını anlatarak cesaretin gücünün talihi de beraberinde getireceğini göstermek istemiş. Yavru kuşun büyüdükten sonra yuvadan uçma isteğinin engellenmesini ise çocuklarının hedeflerine karşı ailelerin korumacı yaklaşımlarına benzetmiş. Ve şahinin de en sonunda yaptığı gibi kişi de önündeki engeller ne olursa olsun içinde olan tutkusunu, potansiyelini ortaya koymalıdır.

Bu hayat öykülerinin ardından yazar kendi kanatlarıyla uçma derslerine başlıyor. Özellikle başarmanın bir karakter değil durum olduğu vurgusu güzel bir bilinç oluşturuyor. Sadece başarıya giden yol değil başardıktan sonra başarılı kalmanın da önemini vurguluyor. Başardıktan sonraki koşullar başarmadan önceki koşullardan farklı olduğu için ona uyum sağlamak da ayrı özellik ve çaba gerektirir. Kendi adıma dikkatimi çeken kısım azmin karşısındaki kişisel atalet vurgusu. Uçuşa başlamadan önce harekete geçmek gerekir. Bu hareket de kişisel ataletin karşısında azmin gücüyle sağlanır.

Yazarın durumları anlatırken kullandığı örneklemeler kurguyu oluşturmada inanılmaz kolaylık sağlıyor. Yer yer ünlü düşünür ve şairlere atıfta bulunması da hoşuma giden bir diğer detay oldu. Türkçedeki kelimelerin kökenlerine de dikkat çekmesi kitabı ilginç kılan detaylardan birisi.

Kitapta çok beğendiğim cümlelerden bazılarını alıntılamak istiyorum:

·     Acı ama gerçek başarımız kadar adam yerine konuyoruz. Başarımızın büyüklüğü kadar saygı görüyoruz. Hatta neyi başarırsak, ona göre tanımlanıyoruz.

·    Bilen değil, yapabilen başarılı sayılmaktadır. Yapa”bilmek” kelimesi “bilmek”i içerir ama daha fazlası da gerekir.

·     Başarıyı içimizde hazırlar, dışımızda gerçekleştiririz.

·     Başarı mesai saatlerine sığmaz

·     Başarı babadan miras kalmaz !

·     Tembellerin sandığının aksine, başarı için başka bir zamana, yere, imkana ihtiyaç yoktur, her koşul kendi başarı öyküsünü çıkarabilir, nefes alınan her yerden başarı çıkabilir.

·     Başarmak kendini şaşırtmaktır.

·   Eğer bir çocuk büyük adam olma geni ile doğmuşsa, ait olduğu yere gider; sizinle, sizsiz ya da size rağmen !

·     Bir insanın en büyük serveti, işini çok iyi yapan biri olarak bilinmesidir.

·     Başarı tatlıdır ama çoğunlukla ter kokar.

27 Ocak 2021 Çarşamba

Kur'an, İncil veTevrat'ın Sümer'deki Kökeni / Muazzez İlmiye Çığ / 1995 / kitap özeti

  • Kırmızı dizili olanların benim notlarımdır
  • Batı kültürünün temeli Yunana ve dini Tevrat'a dayandırılıyor ancak aslında Sümerdir. 
  • Arkeolojik buluntularda tapınak duvarlarını süsleyen iki tarafında hayvan figürlü hayat ağacı (Göbeklitepe'deki gibi) bulundu.
  • Medeniyet izleri: yapılara kadar gelen kullanma suyu, atık su hatları, plastik sanat, baraj-sulama kanalı-bataklık kurutması, hanlarla yolculuğun kolaylaştırılması, tekerlek, yelkenli gemi, yazı ve okul, şehir beylikleri, yazılı kanunlar, takvim, burçlar, çarpım tablosu, tababet, edebiyat,...
  • Sümerin çok tanrılı dini zamanla dönüşerek bugünün tek tanrılı dinlerine dönüşmüş, diğer tanrılar melek, şeytan, cin motifi haline gelmiştir.
  • Yahudi, Hıristiyan, Müslüman dinleriyle Sümer dini arasındaki ortak noktalar: Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü, Tanrı korkusu, Tanrı yargılaması, kurbanlar-törenler-ilahiler-dualar-tütsü vb ile Tanrıyı memnun etmek, iyi ahlaklı-dürüst-haktanır olmak, büyüklere saygı küçüklere sevgi göstermek, sosyal adalet, temizlik
  • Sümer Tanrılarının da bir şeyin olması için "ol" demesi yeterdi...
  • Tanrılarla insanları yaklaştırdığı düşünülen kuleler yaparlardı, zamanla bunlar cami-kilise-sinagog oldu. Minarelerin üzerindeki yarım ay, Sümer Ay Tanrısının sembolüdür. Namaz vakitleri, oruç, bayramlar,.... ay takvimi İslam'da belirgindir.
  • Sümer kanunu, Babil Kralı Hammurabi' nin yaptığı kanunların temelidir. Bunlar da Musa ve Yahudi kanununu (On Emir) ve sonrasında İslam kanununu etkilemiştir. Hammurabi' nin (MÖ1750) Güneş Tanrısından kanunu alışı, Musa'nın on emri alışına örnek olmuştur. İslam hukuku Araplar Irak'ı (Mezopotamya) ele geçirdikten sonra kurallaşmıştır. Sümer kanunu Tevrata göre daha az zalimdir. Zina eden kadının taşlanması Tevrat'ta var ancak Kur'an'da yoktur.
  • Sümer'de bekarete önem verilmiş, aynı Tanrıya niteliklerine göre çok sayıda isim verilmiş (Esma-ül-Hüsna gibi), ahiret inancına benzer kurgu yaratılmış, Kur'an'da söz edilmeyen sırat köprüsü kavramına yer verilmiştir. 7 sayısı Sümer'de-Tevrat'ta-Kur'an'da önemlidir. Sümer dahil tüm dinlerde alem 6 günde yaratılmış, yedinci gün dinlenilmiştir. Sümer tatil günü Yahudilikteki gibi Cumartesiydi! Hırıstiyanlık' taki gibi günah çıkarma, ikonalarla tapınak süsleme vardı.
  • Sümer rahibeleri tapınaklarda ziyaretçilere "servis" verirdi, hizmetleri kutsal kabul edilirdi, diğer kadınlardan ayırt edilebilmeleri için başları örtülürdü. MÖ1500 Asur Kralı örtünmeyi evli ve dul kadınlara da zorunlu hale getirdi. Gelenek Yahudilere geçti, evlenen dindar kadınlar başlarını örttüler. Hırıstiyan rahibeler de başlarını örttüler. İslam öncesi Arap kadınları çalıştıkları için yarı bellerine kadar çıplak gezermiş. İslamiyetten sonra da cariyeler-köleler çalıştıkları için giyinmezlermiş.
  • Sümerler Tanrılarla insanları yaklaştırmak için kuleler yapardı, kızan tanrılar dünyanın tek olan lisanını türlü lisanla değiştirdiler ve insanların anlaşmalarını zorlaştırdılar (Kabeye yaklaşırken çeşitli lisanlardaki konuşmalar giderek tek bir Lebbeyk ifadesine dönüyor).
  • Adem'in cennetten kovulması öyküsü Sümer ve Tevratta aynı. Kur'an'da yasak ağacın "sonsuzluk ağacı" olduğu sadece Taha Suresinin 20.ayetinde belirtilmiş. Adem ve Havva' nın çocuklarından Habil çobandı, Kabil çiftçiydi ve bir gün Kabil, Habili öldürdü (Daniell Quin - İsmail kitabında sürdürülebilirliğin bozuluşunu buna dayandırır, tarım devrimi böylece başlar).
  • Tufanın sadece Tevratta olduğu düşünülürdü. 1872 yılında Asur tabletlerinde Gılgamış Destanı fark edildi, tufan anlatılıyordu!!! Bilimsel bakış açısıyla Robert Cooper, The Inguirer's Text-Book, Being Substance of Thirteen Lectures on the Bibel eserinde ne yaradılışın ne de tufandaki geminin akla uygun olmadığını, olsa olsa söylence olacağını iddia ediyor.
  • Eyüp Peygamber öyküsünde hayır ve şerrin Allahtan geleceği, kulun sabırla karşılaması gerektiği anlatılır. Bu tema Sümer şiirlerinde de görülmüştür.
  • Tek tanrılı dinlerin atası kabul edilen İbrahim Peygamber ve ailesi Tevrata göre Mezopotamya'da Kaldeali Ur'dan Harran'a göçmüş, oradan da bir tüccar kolonisi olarak Filistin'e girmişti. Onun askerleri ve parasal gücüyle kendi şahsi tanrısını onlara Tanrı olarak kabul ettirmiş ve bu arada Mezopotamya'dan getirdiklerini halka aşılamıştı (Göbeklitepe Harran'dadır, duvarda iki tarafında hayvan figürü olan sonsuzluk ağacı ve altında doğum yapan bir kadın resmedilmiştir, orta kısımda içeriye giriş engellenmiştir VE figürlerin hepsi merkeze dönüktür VE hepsinin elleri namazdaki selam duruşunda olduğu gibi göbek önünde kenetlidir - aynı senaryo aynı şekliyle Kabede secde ederken yaşanıyor!!)
  • Dinler başta Mezopotamya olmak üzere, çeşitli kültürlerden gelen etkilerle bulundukları toplumun görüş, düşünüş, anlayış ve hayal gücüne göre şekillendirilmişlerdir (Kudüste Arapça-İbranice-Aramice benzer şeklide tersten yazılır, Yahudi-Hırıstiyan-Müslüman dindar kadınlar benzer şekilde örtünür, İsa özünde Yahudidir, Yahudilerin sünnet-koşer vb bir çok geleneği Müslümanlarla aynıdır, Yahudilerin Süleyman Mabedi Müslümanların Mescid-i Aksa'sının altındadır, Yahudilerin ağlama duvarı Mescid-i Aksanın bahçe duvarıdır!).
  • İncil'de İsa Peygamberin rüzgarın kanadını tuttuğu anlatılır, aynı öykü farklı isimlerle Sümerde vardır. Sümerdeki öykünün devamında göğe yükseliş, Tanrıyla konuşma ve yere dönüş vardır, Müslümanlıktaki Miraç hadisesi gibi!

  • Sümerlerle Tek tanrılı din kitaplarının arasında hemen hemen 2000 yıl var. Sümerler onları nasıl etkileyebildi?!
      • İsrail tarihi her üç dinin atası kabul edilen İbrahim Peygamberle başlıyor. Ur kentinden Harran'a (Göbeklitepe!), oradan da Filistin'e gider. Kalabalıklaştıkça sorun çıkar, Musa Peygamber gibi Tanrıdan emir aldığını söyleyenler gelir, sorunlar bir türlü çözülemez, Davud ve oğlu Süleyman zamanında bir krallık kurarlar. Süleymanın ölümünden sonra ülke ikiye bölünür: Kuzey İsrail, güney Yahuda olur.
      • Bir süre sonra Babil Kralı Nabukadnezar İSraili işgal eder, yağmalar, pel çok İsrail bilginini Babil'e sürgüne götürür. Bu bilginler Babil'de çivi yazısı öğrenir, Babil kitaplarını incelerler. Daha sonra Persler Babil'i ele geçiriyor ve sürgündekileri serbest bırakıyorlar.
      • Geri dönenler İsraili kaos içinde buluyor, mabedler olmadığı için din yaşanamamış, yabancılarla evlilikler nedeniyle farklı tanrı ve inançlar ülkeye yayılmıştır. Kendi halklarını bir araya toplayabilmek üzere Ezra ve arkadaşları Torah olarak bilinen ilk 5 kitabı (Tevrat) yazmışlar: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar, Tesniye. Bu bölümlerde Musa'nın ölümü de anlatıldığına göre bunların Musa tarafından yazılmış olması olası değil.
      • Zamanla Tevrata ilk 5 kitaptan sonra 34 bölüm daha eklenmiş. Yazım tarzı Hitit tarih yazıcılığı ve Sümer edebi yazı karışımıdır.
      • Kur'an'ın yazılı hale gelmesi de benzer bir öyküdür. Peygamberin sağlığında ezberleyenler olmuştu ancak savaşlarda bunlar ölmeye başlayınca yazılı bir metin ihtiyacı ortaya çıktı. Halife Ebubekir başlangıçta bu fikri hoş karşılamamış ancak etrafındakilerin zoruyla Zeyd'e Peygamberin sandığını getirtmiş, ezber ayet bilenleri bir araya toplamış, sonuçta iki kitap ortaya çıkmış. Kitaplar Ebubekir ölünce yeni Halife Ömer'e, sonra Ömer'in kızı Hafza'ya ve sonrasında Halife Osman'a geçmiş. Kitaplar arasındaki farkları düzeltmek üzere bir kurul oluşturulmuş, ezber bilenler bir araya toplanmış ve bugünkü tek kitap ortaya çıkmış. ilk kitaplar yazılırken ezberlemiş olanın doğru söylediğini onaylamak için 4 tanık, daha sonra 2 tanık istenmiş. Sonuncusunda tek tanığı yeterli saymışlar.
      • İncil'de İsa Peygamberin sağlığında yazılamamış. Kur'an'da İncil'in İSa'ya öğretildiği söyleniyor. Zamanla çok sayıda versiyon oluşuyor, MS350 yılında İznik Konsülü bu versiyonları Matta, Markos, Luka, Yuhanna olarak 4 versiyonda birleştiriyor.
    • Lütfen aşağıdaki yazılara da göz atın:

    25 Ocak 2021 Pazartesi

    Antikırılganlık / Nassim Nicholas Taleb / 2012 / kitap özeti

    • Raslantısallık, belirsizlik, kaos.. bunlardan sakınmak değil bunları kullanmak istersiniz
    • Dayanıklı olan şoklara direnir, aynı kalır. Antikırılgansa daha iyi duruma gelir! Zamanla değişmiş olan her şeyin arkasında bu özellik vardır: evrim, kültür, fikirler, devrimler, siyasal sistemler, teknolojik yenilikler, kültürel ve ekonomik başarılar,...
    • Bir şeyin kırılgan olup olmadığını anlamak, ona zarar verecek bir olayın meydana gelme olasılığını öngörmekten çok daha kolaydır.
    • Raslantısal olaylardan dezavatajdan çok avantaj elde eden her şey antikırılgan, tersi kırılgandır.
    • Temel etik kural: başkalarının kırılganlığı pahasına antikırılganlığa sahip olmayacaksın.
    • Antikırılgan uzun vadede tahmin hatalarından kazanç sağlar.
    • Az, çoktur ve genellikle daha etkilidir.
    • Sahtekarı görür ve "sahtekar" demezsen, sen de sahtekar olursun.
    • Zarar, doza bağlıdır.
    • Bollukla baş etmek, kıtlıkla baş etmekten daha zor...
    • Eleştirileri ortadan kaldırmak mümkün değildir, size zarar veriyorsa çözüm bulun.
    • Makineler düşük seviyeli stres etkenlerinden zarar görürken (yıpranma), organizmalar düşük seviyeli stres etkenlerinin yokluğundan zarar görürler (hormesis).   
    • Makineler kullan ve kaybet; organizmalar kullan ya da kaybet.
    • Siyah Kuğu yönetimi 101: doğa organizma içindeki DEĞİL, organizmalar arasındaki çeşitliliği sever
    • Zarara ilişkin delil yokluğunu, yokluğun deliliyle karıştırmayın. Şükran gününe kadar her şey zavallı hindi için olağandır, hiç bir riski yoktur, şükran günü hindi için büyük bir sürpriz, ev sahibi için sadece beklenen anın gelmesidir.
    • Biraz kontrol işe yarar ama yakından kontrol aşırı tepkiye yol açar.
    • Biraz karışıklık enjekte etmek sistemi istikrarlı hale getirir. Dalgalanır ama batmaz. İçinde ilerledikçe deniz derinleşir.
    • Buridan'ın eşeği: eşit derecede aç ve susuz olan bir eşek yemek ve suya eşit mesafede sıkışırsa ya açlıktan ya susuzluktan ölecektir. Ancak "tesadüfen" bir tarafa sürüklenirse hayatta kalabilir.
    • Her yıl okulda aşı oluruz (bağışıklık kazanmak için kendimize azıcık zarar veririz) ama bunu siyaset veya ekonomide bir türlü yapamayız.
    • MODERNİTE: insanların çevre üzerindeki büyük ölçekli hakimiyeti, dünyanın sivriliklerinin sistematik biçimde düzeltilmesi ve oynaklıkla stres etkenlerinin bastırılmasıdır.
    • İYATROJENİK: Yunanca iatros (şifacı) kelimesinden gelir, tedavide faydaları aşan zarar olma halidir.
    • Gürültüyü gözardı etmeli, sinyali önemsemelisiniz. Aşırı müdahalenin ardında yatan, gürültüyü sinyalden ayırmaktaki kişisel veya entellektüel beceriksizliktir. Ne işe yaradığını anlayacak şekilde yaratılmadığımızdan gürültüye duygusal açıdan aşırı tepki veririz. En iyi çözüm, yalnızca verideki veya şartlardaki çok büyük değişikliklere bakmak, küçüklerle asla ilgilenmemektir.
    • Sosyal, ekonomik, kültürel yaşam Siyah Kuğu alanındadır, fiziksel yaşam değildir.
    • Başarı bir asimetriye neden olur, artık kaybedecekleriniz, kazanacaklarınızdan çok daha fazladır.
    • Modern Stoacı Bilge; korkuyu basirete, acıyı bilgiye, hataları başlangıçlara ve arzuyu girişime dönüştüren kişidir.
    • Kırılganlık kaybedeceklerinin kazanacaklarından çok olmasıdır. Hasar geri alınamaz.
    • Opsiyon ortalamaya değil yalnızca olumlu sonuca değer verir.
    • Hayat ileriye doğru yaşanır ama geriye doğru hatırlanır.
    • Cahil dediğimiz insanlar cahil olmayabilirler.
    • Hayatta karşına çıkan fırsat sayısı o kadar azdır ki onları kaçıramazsınız.
    • Filozoflar doğruluk ve yanlışlık hakkında konuşurlar. Gerçek yaşamda insanlar sonuç, maruz kalma ve risk-ödül hakkında konuşurlar.
    • Felsefe Taşı: çocuğunun kafasına taş atacaksan tek bir büyük taş yerine toplamda aynı ağırlıkta olacak şekilde  bir sürü taş atmak daha emniyetlidir.
    • 10 metrelik bir yükseklikten atlamak size bir metrelik bir yükseklikten on defa atlamaktan daha çok zarar verir.
    • Trafik yoğunluğu ortalama araç sayısına değil, araç sayısındaki değişime duyarlıdır.
    • Bir şirket daha geniş çaplı küçük işletmeler değildir.
    • Zor zamanlarda büyük olmak iyi bir fikir değildir.
    • Ortalama derinliği bir metreyse o dereye girmeyin.
    • Via Negativa - olumsuz yol, uygun olmayanın listelenmesidir. Ticari dünyanın sorunu, çıkarma (via negativa) yerine sadece toplama yoluyla (via positiva) çalışmasıdır.
    • Sizi öldürmeyecek tümörü tedavi etmek yaşamınızı kısaltır, kemoterapi zehirlidir.
    • "Mutluluk arayışı" ile "mutsuzluktan kaçınma" aynı şey değildir.
    • Suçu durdurmayan kişi, suç ortağıdır.

    2 Ocak 2021 Cumartesi

    The Talent Code / Daniel Coyle / 2009 / kitap özeti


     Sıra dışı yetenek nasıl oluşur? Doğuştan mı yoksa öğrenilebilir mi? Nasıl?

    Araştırmalar beyindeki tepkimelerin sadece sinir hücrelerinin aktivasyonundan ibaret olmadığını göstermiş. Bir sinyal sinir hücrelerini tetikliyor ve myelin denilen yalıtkan bir kılıfın içinde hareketin oluşacağı kaslara kadar iletiliyor. Bu işlem ne kadar hızlı ve kayıpsız olursa  o kadar yetenekli oluyorsunuz ve dahası bu beceri uygun şartlar sağlandığında artıyor.

    Myelin dil, din, ırk ayırt etmiyor; genç yaşta kolayca ediniliyor ancak yaşlandıkça yenisini yapmak zorlaşıyor. Yeteneğin futbol, müzik, edebiyat, resim,... alan tercihi yok, hepsinde fark yaratıyor.

    3 ana başlıkta incelenmiş:

    Deep Practice - Kendini vererek çalışmak

    Bu daha çok ezber tekrarı değil, hata yaparak - boşlukları doldurarak - hatalardan/eksiklerden ders çıkararak yapılan tekrardır. Hafıza, üzerine kayıt yapılan bir bant değil, etkileşimli bir yapıdır. Yeterince tekrar edildiğinde bilinçsiz beceri oluşur, yapmak için düşünmek gerekmez, araba sürmek gibi... Bu şekilde içten yapılan tekrar 10.000 saat sürdüğünde dünya çapında bir beceri elde edilecektir. Elbette herkes Einstein olamaz ama her birimizin potansiyeli sandığımızdan yüksektir.

    Öğrenmenin birinci aşaması parçalara ayırmaktır (chunk it up). İlişkili parçaları beyinde canlandırmak kolaydır. Daha sonra bütünü elde edinceye kadar dağınık parçalar birbirleriyle ilişkilendirilecektir. Marifet hızlı yapmak değil, doğru olacak kadar yavaş yapabilmektir. Öğrenmenin ikinci aşaması tekrar etmektir (repeat it).  Antreman en iyi öğretmendir. Üçüncü aşama hissedebilmektir (learn to feel it). Hatalarını fark edebilmek, düzeltmek için gayret etmek ve her seferinde daha iyisini yapabilmektir.

    Ignition - Harekete geçmek

    Eğer başkası yapabiliyorsa ben de yapabilirim! Eğer işin başında "bu iş benim hayatım" diyecek kadar uzun vadeli adanmışlık varsa yapılacak tekrarlar beceri seviyesinde önemli bir sıçrama yapıyor. Geçici hevesler için çok çalışsak da beceri kazanmak çok zor oluyor. 

    Gelecekte olmak istediğin kişiyle ilişkilendirdiğinde her beceri daha kolay kazanılıyor.  Her ne yapmaya karar verirseniz verin ilk iş o konuyla ilgili çalışmaya başlamak, meşgul olmaktır. Eğer kendinizi emniyette hissetmiyorsanız (ebeveynlerden birini kaybettiyseniz, çok çocuklu bir ailede en gençlerden-en arkada kalanlardan biriyseniz, bir sebeple toplumda "ötekileştiyseniz",...) beceri kazanmak için adanmışlık daha kolay sağlanıyor. 

    Motivasyon için takdir, umut, vizyon veren sözler yerine mücadeleyi öne çıkaran sözler daha iyi etki ediyor.

    Master Coaching - Etkin öğretmenlik

    Kısa ifadelerle neyin yanlış olduğu ve doğrusunun nasıl olacağı söylendiğinde öğrenme süreci hızlanıyor. Açıkla + göster + yapmasını iste + düzelt + tekrar ettir.

    Öğretmenin ilk yetkinliği Matrix (öğrencisine göre yöntem seçme becerisi).  Öğrenciler ve öğrenme biçimleri biriciktir, aynı yöntem her öğrencide beklenen sonucu vermeyebilir. İkinci yetkinlik Perceptiveness (empati ve merak). Öğrencilerin özel durumlarını ve tarzlarını kavrayarak amaca uygun öğretme stratejisini belirleyebilmektir. Üçüncü yetkinlik GPS Effect (liderlik). Öğrencinize ne yapacağını söyleyin, talimat verin, liderlik edin, ricaya veya birlikte düşünmeye yeltenmeyin. Dördüncü yetenek Theatrical Honesty (dramatik dürüstlük). Sözleriniz mimik ve jestlerle güçlendirin, topluluğu etkileyin, Mahalle baskısını lehinize kullanın. 

    4 Ekim 2020 Pazar

    Keyif A.Ş. / Richard Sheridan / 2013 / kitap özeti

     

    Keyif, hedeflediğiniz kitle tarafından memnuniyetle kullanılabilecek ve geniş ölçüde benimsenebilecek bir şey tasarlamak ve üretmektir.

    Keyif, daha derin, daha anlamlı ve işe yarar şeyleri çağrıştırır. Mutluluk, daha ziyade, geçici bir ruh halidir. Her an mutlu olmadan da keyifli olabilirsiniz.

    Değişimin en büyük engeli bilinmeyenden duyulan korkudur. Hiç bir zaman kolay olmamıştır. Değişmemenin de riskleri vardır. Hataları hızlı yaparız, düzeltecek zaman kalır, kimseyi yargılamayız. Denemeleri küçük ölçekli yapın, yarı yarıya iyi sonuç alacaksınız, normaldir, korkmayın, pes etmeyin, kimseyi azarlamayın. Çalışanlarınızın hata yapmasına fırsat verin. 

    Kahramanlar riske atılır, başarılı ekipler disiplinli çalışmaya güvenirler. Her parçanın yerli yerinde olması, tüm sistemin iyi işlemesini garanti etmez. Sonucun elle tutulanı, somut olanı makbuldür. Esneklik mekanda (yer değiştirme serbestisi, açık ofis,..), kişilerde (görev rotasyonu, iki kişilik ekipler,..), bilişsel çeşitlilik (farklı disiplinler, farklı kültürlerden eleman seçimi), mesai saatlerinde (yarı zamanlı çalışma, esnek saatler,..) her yerde olmalıdır.

    Gerçek ölçeklenebilirlik yukarı ve aşağı olmak üzere iki yönlüdür. Nefes alma payı bırakın, kapasiteyi tam doldurmayın. Keyfin geleneksel maliyet hesabında yükselten bir bedeli vardır, modern tarzda müşterinin kullanabilirliği gözüyle bakıldığında fiyatını hak edecektir.

    Güven, sorumluluk, başarılı sonuçlar = keyif!

    Menlo: Yazılım şirketiyiz.

    Açık ofis iyidir, masalar sandalyeler portatiftir, "benim masam, benim bilgisayarım" diye bir şey yoktur, yer değişikliği için izin almaya gerek yoktur. İkişer kişilik ekiplerle ve aramızda konuşarak çalışırız, gürültü değil, birlikte çalışmanın tolere edilebilir sesini duyarsınız. İkili grup çalışmasını tercih ettik çünkü:
    • herkes herkesle eşleşir, iletişim iyileşir, esneklik sağlanır, izin yedeği olur
    • dikkat ve kontrol iş yaparken sağlanır, yeni başlayanları işe alıştırmak kolaylaşır,
    • hiç bir işin sadece tek bileni olmaz, kimse "vazgeçilmez" olmaz
    • herkesin temas etmesi sayesinde hizipleşmeyi önler, 
    • herkes hem öğretmen hem öğrenci olmak zorundadır, 
    • işe alım-işten çıkarma-terfi kararları ekip tarafından verilir
    • ikili sohbet ilişkiyi, ilişki değeri getiriyor, bu sistem sohbete zemin sağlıyor
    Günlük rutinde;
    • ayak üstü toplantıda herkes sırayla konuşur, 10-15 dakikadır
    • her çalışana grup önünde sunum yapma fırsatı verilir, şirket içi-müşteri-dış kurumlar dahil
    • Hey Menlo! = herkesin katılacağı toplantı çağrısı, 
    • Hey Gobstopper! = Gobstopper proje takımının katılacağı toplantı çağrısı,
    • Hey James! = James ile yapılacak toplantının çağrısıdır.
    • eposta, toplantı ajandası, toplantı odası vb uğraşılmıyor
    • İş Yetkilendirme Panosu var; ekip isimleri ve haftanın günleri matris düzeninde duvara asılı
      • Panoya ekiplere verilen işler öncelik sırasına ve günlük belirlenen kapasiteye göre asılıyor
      • işe başlayan ekip sarı sticker yapıştırıyor, iş bitiminde öz kontrol var, turuncu sticker, kalite ekibinin kontrolünden geçtiyse yeşil, geçemediyse kırmızı sticker yapıştırılıyor
      • panoya bakınca hangi projede-hangi ekipte ne durumda olduğu hemen anlaşılıyor
      • işlerin ne kadar süreceğini ikili ekipler belirliyor, geç kalma halinde ceza yok
    İşe alımlarda özgeçmişteki tecrübe-beceri yerine insani değerler ve Menlo kültürüne uyum kabiliyeti ön plana çıkıyor. 
    • İlk turda kağıt üzerinde iki kişilik görev çalışması yapılıyor ve adayları izleyen bir Menlo çalışanı var. Adayların görevi diğer ekip üyesinin ikinci mülakata çağrılmasını sağlamak! 
    • İkinci turda bilgisayarda iki kişilik görev çalışması ancak bu sefer öğlene kadar bir Menlo çalışanı, öğleden sonra başka bir Menlo çalışanıyla ekip olunuyor. Menlo çalışanının görevi "yarın bu arkadaşla bir projede tam gün tekrar çalışmak ister miydin?" sorusuna cevap bulmak
    • Adayları gönderdikten sonra ekip aralarında oylama yapıyor, tartışıyor, seçilen adaylar iş e davet ediliyor, 3 hafta deneme süresi veriliyor.

    3 Ekim 2020 Cumartesi

    Verimlilik Savaşları / Hakan Cengiz / 2018 / kitap özeti

    Kaizen, kısa vadede bizim ülke ve toplum olarak refahımızı artırabilmemiz için elimizde olan yegane silahtır. Fabrikanın bir kısmı değil, tamamı söz konusudur. Sonuçlar radikal olmalıdır.

    Firmalara önerimiz tasarrufun bir kısmının mavi yakalılara zam veya prim olarak verilmesi, bir kısmının ürün fiyatına indirim olarak yansıtılması ve bakiyesinin firmaya kar yazılmasıdır.

    Mesele üretmek değil, verimli üretmek! Her yerde fırsat var, müdahale edilmediğinde israf devam ediyor.

    Danışman (D) ve kaizen uygulama uzmanı  (KUU) arasındaki farklar:

    • D, formülü verir, uygulanmasını sizden bekler. KUU, formülü probleme uyarlayarak sorunu çözer.
    • D, sahaya nadiren iner hatta hemen hemen hiç inmez. KUU, zamanının çoğunu sahada geçirir.
    • D, sürekli takım elbise giyer. KUU, her zaman rahat ve ortama uygun kıyafetler giyer.
    • D, konuşurken bol bol yabancı kelimeler kullanır. KUU, mecbur kalmadıkça Türkçe dışına çıkmaz.
    • D, size karmaşık formlar verir. KUU, mavi yalılara yönelik basit formlar hazırlar.
    • D, günlerce değer akış analizi yapar. KUU, doğrudan uygulamaya başlar.
    • D, önce 5S ile başlar. KUU, hemen israfları ortadan kaldırmaya başlar.
    • D, her firmaya aynı sırayla aynı eğitimleri verir. KUU, butik çalışır.
    • D, firmalara gereksiz bilgi yüklemesi yapar. KUU, sadece gerekli bilgiyi gerektiği karar verir.
    • D, hayal satar. KUU, gerçekçidir, sonuç odaklıdır.
    • D, sayısız gösterge (KPI) belirler. KUU, az sayıda ve gerekli göstergeleri kullanır.
    • D, her konudan anlar (!) ve tek başına büyük bir firmayı dönüştürmeye çalışır. KUU, sadece kendi uzmanlık alanlarında hizmet verir ve bir ekiple firmayı dönüştürmeye çalışır.
    • D, mesai saatlerine bağlı çalışır. KUU, mesai kavramı olmadan çalışır.
    • D, için sonuç almak önemli değildir. KUU, için sonuç önemlidir, tek hedeftir.
    • D, sadece belirli beyaz yakalıya fayda sağlamaya; KUU, sadece firmaya fayda sağlamaya çalışır.
    • D, mükemmeliyetçidir. KUU, gerçekçidir ve vazgeçebilendir.
    • D, kolay kolay fikir değiştirmez ve tersler. KUU, beraber düşünür, ikna eder, ikna olur.
    • D, güzel sonuçları kendisi sahiplenir, kötü sonuçları ekibe yükler. KUU, güzel sonuçları ekibe mal eder, hataları kendisi sahiplenir.
    • D, soğuktur. KUU, eğlencelidir, samimidir.
    • D, hep aynı tip kitaplar yazar. KUU, nadiren kitap yazar.
    • Danışmanlık firmalarının yabancı ortakları vardır, zirveler düzenlerler, grip isimli eğitimler verirler, web siteler, teorik anlatım ve konu başlığı doludur, mümkün mertebe uzun süreli sözleşme isterler. Uygulamacı firmalar Türkiye'ye özgüdür, zirvelere pek katılmazlar, sadedir ve ana teknikleri basitçe uygulamaya çalışırlar, web siteleri sade ve sonuç odaklıdır, sözleşme imzalama gereği dahi duymayabilir.
    Firmaların "bu işte bizde olmaz" bahaneleri:

    • ürün ve sektörel farklılıklar
    • ürün çeşitliliği
    • üretim değişkenliği
    • ücret düşüklüğü ve kalifiye eleman eksikliği
    • ustalık problemi - kimse kendisini firmasından üstün ve vazgeçilemez gösteremez!
    • arızaların çokluğu
    • devamsızlık
    • çalışan sirkülasyonu
    • fabrikamız eski ve yerleşim düzenli değil
    • kalitesiz hammadde ve tedarik parçası
    • müşterinin siparişi değiştirmesi veya acil siparişler
    • hatalı stok bilgileri
    • yer problemi
    • hiç bir şey satın aldırılamaması - önce kazandır, sonra harcattır!
    • bu sistem bize uymuyor, biz denedik - tasarruf ettiririz ve pay alırız, tasarruf yoksa ödeme yok
    Değişemeyen ve diğerlerini zehirleyen küçük bir azınlık her şirkette vardır. Diğerlerinin menfaati için bunları göndermek gereklidir. Uygulama başladıktan sonra "bunda ne var, biz de yaparız" yanılgısından kaçının, uygulayıcının "bitti" demesini bekleyin, nasıl olsa süreye değil, sonuca para ödüyorsunuz.

    "İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleridir" - Albert Einstein

    Yönetim desteği şarttır, geçmiş yargılanmamalıdır, kimse işini kaybetmemelidir, sigortasız çalışan olmamalıdır, çalışan kalitesinden ödün verilmemelidir, çalışanlara kötü muamele edilmemelidir, uygulayanlara saygı gösterilmeli ve uygulayanlar da firma çalışanlarına saygılı olmalıdır.

    Hata ve fireler kader değildir, doğru yöntemlerle kalıcı olarak düşürülebilir.

    "Bir araya gelmek başlangıçtır. Bir arada durabilmek ilerlemedir. Birlikte çalışmak başarıdır"      -Henry Ford

    "Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız" - Konfüçyüs

    Japonların bilinen 7+1 kayıp listesine Türkçe ilave: Lavabo-tuvalet! Türkiye'den bazı tecrübe paylaşımları:

    • Personel değerlendirmelerinde puanlamaya kriter olarak koymuşlar, kurul değerlendirmiş, az gidene 1 puan çok gidene 10 puan arası not verilmiş, daha sonra sebepleri konuşulmuş, yüksek puan alanlarla ayrıca mülakat yapılmış ve kendilerini değerlendirmeleri istendiğinde tutarlı şekilde aynı olmasa bile diğerlerinden yüksek not verdikleri görülmüş.
    • En yaygın sebep sigara! Futbol maçında sahadan kimse sigara arası vermiyor, otobüs-uçak seyahatinde uzun süreler boyunca sigara içilmiyor, ramazanda oruç tutarken bütün gün sigara kullanılmıyor! Sigara önemli bir israf konusudur.
    • Sigaranın çalışana maliyetini kendisine hesaplatmışlar, asgari ücretle karşılaştırmışlar. O günün şartlarında maaşının %36 sı kadar sigara parası ödediğini görmüşler. Yani kendi geçimi için çalışacağına ayın 1/3 ünde sigara firması için çalışıyormuş. Ailesi de mağdur oluyor, ayrıca zaman içinde sağlığı da bozuluyor.
    • Sigaranın fabrikaya maliyetini birlikte hesaplamışlar: 2 dakika tuvalete gidiş + 2 dakika tuvaletten dönüş + 4 dakika tek sigara içme süresi = 8-10 dakika kayıp, günde yaklaşık 30 sigara içiliyor, molalar ve yemek saatleri dikkate alınsa bile asgari 5 defa iş saatinde gayrı resmi sigara arası veriliyor. Bazıları az, bazıları çok gidiyor, ortalamalar tutuyor, kabaca günlük 50 dakika kayıp var! Bu kabaca 540 dakikada %10 demektir. Yani birileri kafasına göre sigara içebilsin diye her 100 kişi için fazladan 10 kişiyi işe alıyoruz, maaş ödüyoruz! Üretim kaybı, genel gider, amortisman, .. da cabası..
    • Ne yapılmamalıdır? tuvaletlere duman dedektörü, kartlı geçiş sistemi, elbiseye takılan çipler, izinsiz çalışma yerini terk edenlerden savunma istemek,....
    • Ne yapılmalıdır? Hedefli adet takibi, sahici akış, ara stok yapılan proses adalarının iptali, makinaların veya işlerin hücre formunda kurulması

    17 Eylül 2020 Perşembe

    Yalın Dönüşüm / Lütfi Apilioğulları / 2010 / kitap özeti

    Yalın dönüşüm uzun bir yolculuktur, kestirmesi yoktur. Kültür değişimidir, yönetim desteği şarttır. Slogan değil, icraat odaklıdır.

    • lider önden giderek yol gösterir
    • lider vaktinin çoğunu sahada çalışanlarla birlikte geçirir
    • lider ekibine önem verir
    • lider ekibine güven verir
    • lider ekibine hata yapma şansı verir
    • lider kişileri değil, süreçleri yönetir
    • liderin hedefleri-planları-ölçütleri vardır
    • liderin yapılacaklar VE yapılmayacaklar listeleri vardır
    Müşteri kalite + zamanında teslimat + esneklik + uygun fiyat ister.

    Yedi tip israf vardır: aşırı üretim, bekleme, taşıma, gereksiz stok, gereksiz işlem, gereksiz hareket, hata veya fireler

    Yalın Araçlar: standart iş, 5S, Görsel yönetim; kaizen; akış, çekme, heijunka, SMED; yerinde kalite, Jidoka, Poka Yoke; PDCA, yedi kalite aracı,proses yeterliliği

    Kayıt etmeyeceksen ÖLÇME, analiz etmeyeceksen KAYDETME, aksiyon almayacaksan ANALİZ ETME

    Lot kontrolu genellikle 3 tipte yapılır: Örnekleme (AQL)-kalite bölümü, %100 kontrol-kalite bölümü, hat sonu %100 kontrol-üretim bölümü

    Kalite Güvence Ağının 3 bileşeni vardır: Yerinde kontrol, anormalliklerde operatöre durma yetkisi, hata önleyici düzenekler. 

    Her süreç iki temel faaliyetten sorumludur: hatalı üretmemek VE hatalıysa sonraki sürece vermemek. Burada kalite sorumluluğu üretendedir, dolayısıyla seri hata çıkmaz. Operatörün iş zamanını kısmen artırabilir, bundan sakınmak için apara-siper-işaretçi-çıt-kalıp-otomasyon-... vb yöntemler denenir.

    short term gain but long term pain!

    Eğer bir adet numune ürün kaliteli olarak yapılabiliyorsa diğerleri neden yapılamasın?