13 Ekim 2015 Salı

The End of Certainity / Simon Dudley / 2015 / kitap özeti

  • Sosyoekonomik hayatta büyük sıçramalar vardır, ne zaman olacağı veya nasıl olacağı önceden bilinmez ama olacaktır. Hazırlıksız yakalanırsanız yıkıcı, hazırlıklıysanız yapıcı sonuçları olacaktır.
  • Vakti gelmiş bir fikri artık hiç bir şey durduramaz (örnek: Sanayi Devrimi)
  • Yavaş değişen (evrimleşen) bir dünyada kurulu düzene (status quo) bağlı kalmak emniyetli olabilir ancak bugün dünya çok hızlı değişiyor ve ayak uydurmak zorundayız.
  • %10 artışla 10X artış arasındaki farkı düşünün. Çoğumuz için evrimleşen dünyada %10 yeterince iyidir. Ağırlık kaldırdığınızı varsayalım, her seferinde 510 daha fazlasını istesek bir yere kadar yaparsınız, daha sonra forklift vb gerekir, %10 iyileştirmek bile sizi kurtaramaz, ağırlığın altında kalırsınız.
  • Toplum için bu olumlu bir doğal seleksiyon halidir. Yeterince iyi olmayanlar elenirken, yerlerini toplumun kaynaklarını daha iyi kullananlar gelmektedir.
  • En büyük sorun "bilmek"tir, çünkü bu statik bir durumdur ve dünya hızla değişmektedir. Olması gereken "öğrenmek"tir, dinamiktir, uyum sağlar. MBA ve benzeri akademik ünvanlar insanları "biliyor" ruh haline soktuğu için zamana uyumsuzdur. Akademik müfredat uzun zamandır pek az güncellenmiştir, eskiye aittir ve maalesef eski artık hükümsüzdür.
  • Öğrenme hali okul bitince bitmez, hayat boyu devam etmelidir. Okullarda cevaplar DEĞİL, sorular öğretilmelidir. Örneğin "işte 10 soru, haydi cevaplayın" yerine, "10 adet ilginç soru yazın" diyebilmeliyiz. Google' ın başardığı hızla kendimizi güncelleyemeyeceğimize göre, Google' ın yapamayacaklarını yapmalıyız: Doğru soruları sormayı ve düşünmeyi öğrenmeliyiz.
  • Okul düzeni tarım ekonomisinden sanayi ekonomisine geçişe hazırlamak için kurulmuştu. Hâlâ da öyle, oysa ki artık sanayi ekonomisinden bilgi ekonomisine geçişe hazırlanmalıyız.
  • Grup çalışması ve gruptan ayrı düşme korkusu genellikle grubun yaratıcılığını sınırlar.
  • Danışmanlar da genellikle mevcut durumdan faydalanırlar ve gruba aykırı düşmek istemezler.
  • Devrimler kimi zaman yukarıdan aşağıya gelir ve yararı toplumun seçkin zümresi içindir, yığınlar aynı şekilde yararlanamaz. Devrimin tabandan geldiği hallerde çoğu zaman kaos yaşanır, yığınların huzuru kaçar. Dolayısıyla toplumun büyük kütlesi değişimden rahatsız olur.
  • İlintili olmakla (correlation) sebep-sonuç (causation) ilişkisi aynı değildir. Genellikle karıştırılır. "Uğurlu formamı giyince maçı kazanıyorum" önermesinde ilinti vardır ama maçı kazanmanın sebebi uğurlu forma değil, yeterince çalışmış olmaktır.
  • Doğrusal dünyada %10 iyileşme evrimle gelen değişimi karşılamaya yeterliydi ancak artık doğrusal dünya bitti.
  • Aristo' nun parabol hakkında fikri yoktu, ona göre atılan bir taş doğrusal olarak bir süre havada ilerledikten sonra birdenbire ve dik bir şekilde yere düşerdi. Newton ile parabol fikri geldi. İki topçu subayı düşünün, aynı savaşta yer alıyorlar ve biri Aristo, diğeri Newton paradigmasında yaşıyor olsun. Hangisi hayatta kalacaktır? Aristo paradigmasıyla hedefi vurmak mümkün müdür? Üstelik hata riski artık ölüm demektir.
  • Geçmiş kesindir, gelecek belirsiz ve belirsizlik risklidir. Kaybetme korkusu, kazanma arzusundan daha etkilidir, insanlar kurulu düzene "sığınır". Bu beynin derinliklerindeki "hayatta kalma güdüsüdür".
  • "Az sayıdaki konu hakkında çok bilmek=uzmanlık" yerine, "çok sayıdaki konu hakkında az bilmek=pratisyenlik" daha iyidir. Böylece disiplinler arasındaki ilişkileri görme şansınız olur. Bugünün dünyasında pratisyenler hor görülür, uzmanlık yüceltilir.
  • Bir sıçramanın gerçekleşmesi için gereken tüm parçaların bir şekilde bir araya gelmesi gerekir, daha sonra zamanı gelen fikri hiç bir şey durduramaz. Örnek: IPhone; mobil telefon, MP3 çalar, dijital kamera, laptop bilgisayar zaten vardı ama tek bir cihaz içinde değillerdi. Örnek Buzdolabının evlere kadar girebilmesi için soğutma teknolojisinin bulunması yetmedi, yaygın elektrik şebekesi beklenmek zorundaydı.
  • Farklılığı yüceltmek gerekir. Israil ordusundaki 10.Adam uygulaması (10 kişilik bir grupta 10.kişi aslında neye inanırsa inansın grubun ortak kararını bir şekilde eleştirmek zorundadır) NAVY de, ABD senatosunda,.. uygulanır.
  • Yunan Mitolojisinde Sisyphus anlatılır. Ağır bir kayayı yüksek bir dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılmıştır. Ancak ne zaman tepeye ulaşsa kaya tekrar aşağıya yuvarlanmaktadır. Sonsuza kadar bu kayayı itecektir. Bir çok insan için bu huzurlu bir hayattır, her gün aynı işleri yaparsınız ve hayat geçip gider. Çirkin ördekler "neden bu kayayı itmek zorundayım?" diye sorar, zaten devrim bu aykırılıktan çıkar.
  • Çoğumuz için çalışmak, yani iş, meşgul olmaktır (business=busyness). Böylece düşünmeye gerek kalmaz. Düşünmeden gelişme olmaz. Kurulu düzen devam eder.
  • Yüzmeyi öğrenmek için doğru zaman tekne batarken değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder